11 Eylül 2007 Salı

PİRAYE / CANAN TAN



Her ne kadar benim tarzım olmasa da birkaç arkadaştan duyduğum olumlu sözler beni bu kitabı okumaya sevk etti. Eh, madem okuduk, bir şeyler de yazalım ki boşa gitmemiş olsun okumamız.

Kitabın arka kapağında okuyucu yorumlarına yer verilmiş. Onları da okuyunca daha bir arttı merakım. Arka kapağa sığdırabildikleri tüm yorumlarda, okuyucular Piraye’nin okudukları en güzel kitap olduğunu, daha önce hiç bu kadar etkileyici bir kitap okumadıklarını, ellerinden bırakamadıklarını belirtmişlerdi. Ben de bir an Türk halkının, kitap konusundaki genel beğenileri ile benim bu konudaki beğenilerimin zıtlığını unutarak “Haydi okuyalım bakalım” diyerek ama yine de satın almaya güvenemeyip kitabı bir arkadaşımdan tedarik ederek başladım okumaya.

Hikâye, adından da belli olduğu gibi Piraye adlı bir kızın yaşamından bir kesit. Üniversiteye başlaması ile başlayan ve üniversite hayatı ile üniversite sonrası yaşamının bir bölümünü ele alan bu hikâye gerçekten de kolay okunuyor. Ama kolay okunan her şey akıcı mıdır? İşte bu soru belirdi aklımda ilk olarak.

Kitap gerçekten de kolay okunuyor ve en kötü ihtimalle, çok yoğunsanız ve sadece yatarken ya da otobüsle bir yere giderken bile okuyabiliyor olsanız bile 3 gün içinde bitiyor. Ama dediğim gibi ben bu kolay okunan kitabın dili için “akıcı” dersem, her şeyden önce Elif Şafak’ın dili kullanımına hakaret etmiş olurum. (Ki bir parantezle belirteyim, Elif Şafak’a akıcı demek bile tuhaf geliyor bana, zira akıcının da ötesinde bir anlatımı olduğunu düşünüyorum. Akışkan diyorum o yüzden de.) Ben satırların üstünde kayıp gidemedim. Çünkü yazarın seçtiği kelimelerle sorunum vardı. Söz gelimi en sık kullandığı iki fiil “ayrımsamak” ve “duyumsamak”… Ben bu fillerle her karşılaştığımda (ki mide bulandıracak kadar çok karşılaştım) bir kere hikâyeden koptum. Bu kelimelerin kullanılma amacını merak ederken buldum kendimi. Yani neden “Fark etmek” değil de “ayrımsamak”, neden “hissetmek” değil de “duyumsamak”?

Çevremizi biraz gözlemlediğimizde rahatça “ayrımsarız” ki insanlar günlük hayatın dili içinde “Fark ettin mi ya, artık havalar baya erken kararıyor” der. Ya da “İçimde bir acı olduğunu hissettim” deriz. Ben günlük dilde diğer iki kelimeyi kullanan bir insanla pek karşılaşmadım. Bu gözlemi de işin içine katınca, hikâyeden daha da uzaklaştım tabii. Yoksa bu yazar da halkı ve bu “basit” halkın kullandığı kelimeleri reddediyor ve halk ile arasındaki farkı belirtmek için de bu yeni türemiş/türetilmiş kelimeleri mi kullanıyor? Bir kere hikâyenin içinde, bahsi geçen kelimelerin, benim bahsettiğim anlamdaşlarına bir kere bile yer verilmemiş olması ortada bir reddetme olduğunu açıkça ortaya koyuyor zaten. Ama bunun nedenini çözemedim ve okumam boyunca merak ettim. Gördüğünüz gibi hâlâ da merak ediyorum.

Bu kelimelere olan takıntım dışında dil ile ilgili söyleyebileceğim başka bir nokta ise anlatımın benim fikrimce çok basit kaçtığı idi. Ara sıra edebileştirme çabasıyla yazılmış “içimi gelip saran bu hüzün yumağının…” türünden cümleler ise sadece komik kalıyor benim gözümde. (parantez-içi notu: Bu tırnak içindeki örnek cümlemsi tamamen benim uydurmamdır. Kitap elimde olmadığından içinden bir şey seçemedim.)

Kitabın öyküsüne gelirsek, orada da çok büyük bir sorunum vardı benim. Küçük bir noktaya takıldım. Ama bence nokta sanıldığı kadar küçük değil. Kitabın girişinde Piraye tanıtılırken, vurgulanan en belirgin özelliği, Piraye’nin şiir aşığı oluşuydu. Piraye’nin şiir sevgisi (ve hatta tutkusu) sayfalarca dile getiriliyor ve bu sevgi sayesinde üniversitede ilk aşkımsıyı yaşıyor. Kendi sınıflarındaki Arif adlı bir genç ile şiir üzerine bir dostluk kuruyorlar ama Piraye bunun bir aşka evirilmesine izin vermiyor. Ve Arif ortalardan kaybolduktan sonra, Piraye ve şiir kelimeleri neredeyse hiç yan yana geçmiyor. Ama Piraye içten içe yine şiire âşık ve bana göre yetersiz olsa da ara ara “Ah nerde o eski Piraye” türünden cümlelerle, şu anda uğraşmıyor olsa da şiiri hâlâ sevdiği vurgulanıyor.

Ancak, bu şiir âşığı Piraye, Haşim ile nişanlıyken Diyarbakır’a gidiyor, hemen her yeri geziyor ama Diyarbakır’ın en ünlü mekânlarından biri olan Cahit Sıtkı Tarancı’nın müzeleştirilmiş evini görmeye gitmiyor. Haydi Piraye bilmiyor diyelim, Piraye’yi çok sevdiğini iddia eden Diyarbakırlı Haşim de mi bilmiyor? Neyse zaman az, mekân çok, fırsat olmadı diyelim. (Ki bir şiir âşığı ise öncelikli listesine girmeli bu müze ama neyse) Daha sonra Piraye, Haşim ile evlenip Diyarbakır’a yerleşiyor. Mardin, Midyat, Adana, İskenderun… Ne kadar civar il/ilçe varsa geziyor ama Cahit Sıtkı’nın evinden yine tek söz edilmiyor. Bunun açıklamasını da merak etmekteyim lakin, yine de nasıl açıklanırsa açıklansın, bu nokta benim gözümde hikâyenin mantık hatası olma özelliğini kaybedebilir mi emin değilim.

Hikâye boyunca Piraye karakterinin yıllar içindeki değişimi anlatılıyor. Aslında bir yönü hiç değişmezken pek çok yönden değişen bir Piraye var ama ilginç olan şu ki bu değişim için sunulmaya çalışılan nedensellik (aşk) çok yetersiz kalıyor ve değişimi benim için tam olarak mantıklı bir hale getiremiyor.

Eğer derseniz ki “Boş boş oturuyorum, aklım da böyle karmaşık şeyleri algılayamayacak kadar yorgun. Ama yine de kitap okuyormuş gibi görünmek istiyorum”; işte Piraye bu derde deva. Onun dışında bana olan tek katkısı, dil üzerine düşünmeye sevk etmiş olması beni. Ki bu da küçümsenmeyecek bir katkıdır. Eyvallah…

11.09.2007

23 yorum:

EYLÜL ILGIN dedi ki...

Benzer düşünceleri paylaşan birileri olduğunu öğrenmek güzel.
http://seraptan.blogspot.com/

fatoş dedi ki...

ömrümde okuduğum en yüzeysel kitaptı,kısa sürede bitmiş bile olsa zaman kaybıydı.piraye denilince birçok insanın aklına önce 'Nazım Hikmet',bağlantılı olarak 'şiir' gelir.kitap Piraye isminin çağrışımlarına tutunarak giriş yapmış ve çağrışımlarla işi kalmayınca da bir kenara bırakmıştır.ben olsam bu kitabın kahramanına başka bir isim verirdim,hem oluşabilecek böyle yargılara engel olmak,hem de -yazarın ileride kullanmayacağı- şiir çağrışımlarını en aza indirmek için.bu kadar şüpheci olmak istemem ama,Piraye ismi 'kitap satılsın' diye,okuyucuya bir çeşit 'kandırmaca' niyetiyle koyulmuş gibi.

ulku dedi ki...

Canan Tan"ın dilinin yalın olduğu söyleniyor. Ama fazla yalınlıkda sıkıyor. Ama yalınlığı sevmeyenler için kitaplarında ara ara seninde yazdığın gibi bazı kelimeler kullanıyor ki, çokda basit gözükmesin diye.

Bu yazarın beni en çok sinir eden yanı, bazı gazetelerde (ki kendisi ayrıca mizah yazarlığı da yapıyor.) Aziz Nesin"in kadın versiyonu olarak tanıtılması. Onunla eşdeğer tutulması. Gazetelerde Aziz Nesin ile eşdeğer tutulduğunu öğrenince meraktan bu eşdeğer tutulan kitaplarını okudum... Yazık dedim... Yinede hayranlarına saygısızlık etmek istemem....


Sevgiler

Adsız dedi ki...

evet anlatım güzel ama abaryılacak kadarda değil daha muhteşem kitaplar var tabi ki okuyanlar için

Adsız dedi ki...

canan tanın anlatım şekli ve üslubu gerçekten çok hoşuma gitti pirayeyi tavsiye üstüne okudum fazla etkilenmedim ama ardından yüreğim seni çk sewdiyide okudm oda güseldi tabi en önemliside eroinle dans oldu bunu bütn gençlere tavsiye ediyorum hıçkırıklarla bitrdim teşekkürler canan tan...

Adsız dedi ki...

acıkcası olaylar hemen anlatılmış sindirilmeden ama oyle akıcı oyle içimi ısıtan bır dılle anlatılmıski bunu gözardı edebılıyorum 1gunde okudum okula gıtmedıgım bır gun elime alıp aksam bitmesine yakın gözyaslarım yuzunden okumakta gucluk cektıgım son sayfalarıyla nokta koydum romana... ama mademki böyle toreler var mademki ve gelenek gorenek var işte onlarla basetmeliydi bu evlilik bıtmemeliydi toreye ınat bıtmemeliydi bu evlılık bıttıgnde pirayenın sözum ona bas kaldırısı ne işe yaradıkı?bnce herseye ragmen BU EVLİLİK BITMEMELİYDİ DEVAM ETMELİYDİ....

Seydaa.... dedi ki...

mrb önCeLiklee..Ben henüz yeni bitirdim Pirayeyi.. Ve çok etkiLendimm netten aRaştırırken bu sitei buLdum ve yorum eklemek isdedimm gerçekden süper bi diLLe yazıLmış muhdesem bi Roman.. Yanlız kitabın sonunda okudum hayaL oldugunu öğrendiğimde hayaL kırıklıgına uğRadımm.. Çok gerçekci geLdii banaa okuRkenn.. anLatılan haŞim KaRekterine kaRşı içimde bişeyLEr oLşdu :) çok etkileici buLdugum bu kitabı 4 günde bitiRdim.. ve sonunda ağLadım bitirdiğimde sınıfdaydımm kaç gündür arkadaslarımın kitap kurdu die çaırdıkları biri oldum ve sonunda ağlamam herkesi çok etkiledii :) Canan TAN'ı gerçekden kutluyorum.. muhdesem bi şey herkese Tavsiye edermm !! Seyda...

tutkun dedi ki...

kitabı 2 günde bitirdim.çok güzeldi...pirrayeyi bitirdigimde yanaklarımda ıslaklık sezdım agladıgımın bile farkında deildım...teşekkür ederim piraye

Adsız dedi ki...

çok muhteşem bir kitaptı hiç unutmayacağım teşekkür ederim piraye teşekkür ederim canan tan piraye gibi bir kitabı bir daha okuyabilir miyim bilmiyorum eşi benzeri olmayan bir kitap...

Adsız dedi ki...

ben bu kitabıı cok beqendimm aynı zamanda yüreqim seni çok sevdi'yi de okudum onda aqladım hatta canan tan mükemmel üslubuyla her 2 esernde de dikkat cekiyoo bnce bu kitabıı beqenmeyn ruhsuzdurr cok qüzeldii bazıyorumlarda eroinle danstan bahsedilmiş onuda en kısa zmanda okuyacaqımm ..

Adsız dedi ki...

ÖNCELİKLE CANAN TAN'A BU GÜZEL KİTAP İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.HARİKA BİR ROMAN,ÇOK ETKİLENDİM.SIRADA KALBİM SENİ ÇOK SEVDİ VAR.BU ROMANDAN BU KADAR ETKİLENDİYSEM ONDA NE OLUR BİLMEM...

Adsız dedi ki...

bu güne kadar okuduğum belkide en güzel en etkilyeci roman bu...bnde bu romanı bi tavsiye üzerine okudum ve gerçekten çok ama çok beğendim..tam 2 günde btrdim romanını canan abla...sayfalar nasıl akıp gidiyo gerçekten anlamadım.piraye karakteri bni bazen boğp sinrlendrsede..bazen öle bişi oluyoduki...işte bu diyrdum sna yakışan bu...ilginç bi romann bütün duygularını karma şekilde yaşattı bana.okumayan herkese tavsiye edyrumm.inanın serisi olsa hiç kaçrman:)eline yüreğine kalbine saglık canam abla..tebrik ederim yasemin koulman

tugba dedi ki...

bn bu pirayeyi okumdan önce kitap okumayı pek sevmezdim pirayeyi okudum ve çok güzel bir kitap sürükleyici heyecan verici herkeze tavsiye ederm kitaba o kadar kapılmışım ki sonlarında hep ağladım çok etkilendim ve cacan tanın tüm kitaplarını aldım çok güzel hepsi

kitap kurdu dedi ki...

şimdiye kadar okuduğum en güzel kitptı çok beğendim

piraye serttürk dedi ki...

şimdiye kadar birçok kitap okudum dudaktan kalbe çalıkuşu yaprak dökümü piraye en güzeliydi fırsat olursa yüreğim seni çok sevdiyi okuyacam.......................:::::::::::::::::::::::::::::::::)))

Adsız dedi ki...

Artık Canan Tan kitaplarından öyle bıktım ki...her kitabında aynı betimlemeler, aynı tarzda aynı kelimelerle kurulmuş aynı cümleler, aynı üslup..kendini hiç geliştirmeden sadece çok satmak uğruna güncel ve gençlerin ilgisini çeken (aşk, üniversite..) konulardan bahsedildiğine inanıyorum..yaratılan kahramanların mükemmeliğinden bıktım..isteyenler övebilir canan tan kitaplarını ama bana çok basit geliyor..bütün kitaplarını gerçekten söz hakkım olması için okudum ve evet gerçekten sıkıcı ve tekdüze kitaplar..

Adsız dedi ki...

harıka bır kıtap piraye:) 2gunde bıttı..sonunda ağladım dıyebılırım...anlatım üslup tam benlıktı..kıtapla özlestım dıyebılırım..elınıze sağlık canan tan:)
şimdı ıse yureğim senı cok sevdı adlı kıtabı okuyorum..

Adsız dedi ki...

Konusu yerli dizilerin senaryosunu andırıyordu. Sanki asmalı konağın başka bir versiyonuydu.

Gülay dedi ki...

CANAN TAN'a teşekkürler öncelikle..
Piraye,gerçek yaşamdan bir kahraman gibiydi akıp giden anlatımıyla bu kitap beni kendine bağladı.Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum,Doğu'daki sorunlara ve hayatın gerçeklerine değinmiş.Kitabın sonu keşke bu kadar acıklı bitmeseydi ben çok etkilendim fakat kitabın sonunda gördüğüm hayal ürünüdür yazısı beni hayal kırıklığına uğrattı çünkü çok gerçekçiydi.Bu konuda yazarı yürekten kutluyorum,''Yüreğim seni çok sevdi'' ve ''en son yürekler ölür'' adlı kitaplarınıda okurlara tavsiye ederim..
saygılarımla..

Adsız dedi ki...

ben cok akıcı buldum kitabı 2 günde bitti ama benim aklm bir ayrıntıya takılıyor kendimi bunu düsünmekten alıkoyamıyorum kısır oldugunu soyleyen doktor istanbul üniversitesind profesör olan bir ogretim üyesi ve bu insan pirayeye kısır oldıgunu soyluyor we nasıl oluyor da ablasının doktoruna gidiyor we kısır olmadıgını ogreniyor kücük bi ilac uygulamasıyla saglıklı oldugunu soyluyor we bu doktor ablasının sıradan bi doktoru profesör fln degil bu konuda ne düsünüosunuz arkadaslar yorumlarını bekliorum tesekkurler..

Adsız dedi ki...

piraye...herkes o kadar çok dile getiriyordu ki okuma gereği duydum istemsizce.Birçok kişi gibi Nazım Hikmetle bütünleştirdim.Fakat kitaba iki gün anca dayanabildim,o kadar basitki konu,üslup.Zannedersiniz ki biri öyle kendince yazdığı üniversite anılarını kitap yapmak istemiş yada yapılmış o bait anlatımın insanı ne kadar sıktığını anlatmam aa evet ben bundan sonrasını biliyorum diyorsunuz... roman dediğimizde aklımıza gelen nice yazarların üslubundan en azından bir esinti bekliyorsunuz fakat yok...bir kaç şairin şiirlerinden alıntı yapmış canan tan,böylece göze biraz daha hoş görünmesini sağlamış.Hikayenin tamamıysa tv dizisi olmaya aday türden,bildiğimiz klasik konular onlarcasını tv de izleyebileceğiniz dizilerin kitaba aktarılmış hali.Okumak isteyenlete duyrulur: sadece zaman kaybedersiniz !!

Adsız dedi ki...

ben az önceki yorumu zaten göndermiştim ama sitedeki yoruma hiç bakmamıştım ne kadar eleştirdiğim yön varsa hepsini söylemiş sağolsun ve unuttuğum için kendime kızdığım ayrımsamak kelimesinin kullanıyla ilgili heralde yeni bi sözcük türetmeye çalışmış bunuda okurun kbeynine yerleştireyim yada kendi özümseyebilmek için artık yeter denilecek kadar kullanmış ahh ahh türk edebiyatı kimlere kaldık :)

Adsız dedi ki...

REKLAMI ÇOK İYİ....

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...