30 Mart 2009 Pazartesi

KALBİMDEKİ DENİZ


Sanıyorum 1999 senesiydi. Orta son ya da lise bire gidiyor olmalıyım. Annemle İstanbul'a, annemin en yakın arkadaşına gelmiştik. Onlar içeride sohbet ediyor, ben ise televizyonun rastgele bir kanalını açmış önümde duran bir şeyleri karıştırıyordum. Uğraştığım şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Ama her ne ise, o müziği duyduğum an önemini yitirmişti.

Televizyondan bir ezgi yükseldi. O ezgiyle beraber önüme eğilmiş olan başım da... Ekrana baktım... Öyle güzeldi ki müzik... Yüreğime öyle duygular akıtmıştı ki... Müzik bitince sohbete başladılar. Öğrendim ki bir grupmuş bu muazzam müziğin icracıları (ve bestekarları). Adları da öyle hoşuma gitmişti ki... İncesaz...

Derken epeyce bir zaman geçti aradan. Birkaç ay... Ya da belki bir yıl... Daha uzun bile olabilir. Hatırlamıyorum. Okul gezisi vesilesiyle İstanbul'dayız yine. Beyoğlu'nda saldırıyorum kitapçılara... Yanımda annem ve babam da var. (Aynı okuldayız ne de olsa babamla. Ve babam düzenliyor bu gezileri) Tünele doğru, gördüğüm her kitapçıya dala çıka ilerliyoruz. Birine daha girmişiz yine. Ben daha girişte bakmışım ki bağı çözülmüş ayakkabımın. Hemen eğilip bağlıyorum. Kafamı kaldırır kaldırmaz karşımda müthiş bir resim bir albüm kapağında. sulu boya gibi.. Böyle dar bir sokak... Bir yokuş... O müziği dinlerken yüreğime akan ne kadar duygu varsa bir kez daha akıveriyor yüreğime. Sonra bakıyorum ki üzerinde "bir/eski nisan" yazıyor... Biraz daha kaydırıyorum gözlerimi.. Evet, o! O! İncesaz... Babama nasıl içten dediysem artık "Baba n'olur alalım mı bunu?" diye, istediğim her şeye en az bir kere "hayır" demeyi adet edindiğini düşündüğüm canım babacığım hiç itiraz etmiyor. Ve ben kasedi (evet CD denen şeyi tanımıyordum bile o zaman) aylarca hiç çıkarmıyorum kaset çalardan... Bir şeyi çokça yapınca anlamını yitirir aslında ama zerre bir şey kaybetmiyor o ezgiler güzelliğinden... (Bugün bile)

İşte böyle tanışmıştım İncesaz ile yaklaşık 10 yıl önce. Bundan iki hafta kadar önce iş yerinde gelen ürünleri açarken kolinin içinden çıkan ve yine kapağı ilgimi çeken ürünün üzerinde "incesaz 6 - Kalbimdeki Deniz" yazısını görünce yine aynı heyecanı yaşadım. Ne mükemmel bir şeydir bu. 10 yıl içinde hiçbir şey kaybetmemek o heyecandan...

Bir kez daha hoşgeldin incesaz "playlist"ime... Ve teşekkür ederim... Hiçbir zaman elin boş gelmediğin, her daim yüreğime sıcaklık dolu duygular getirdiğin için...

2 yorum:

Ludmilla dedi ki...

Çok içten bi yazı olmuş, İncesaz dinleyesim geldi bu yazıdan sonra, öyle aman aman bir dinleyicileri olmamama karşın.

Hep yaz sen. :)

ena dedi ki...

Eyvallah aybalam:)
Bugün keyifli bir gün geçirdim (ki bunda senin payın büyük). İncesaz ise keyifli günlerimin sosudur her daim...

Lise hayatım boyunca yazdığım her yazı ve hikayenin fon müziğinde hep incesaz vardı. Bugün dinlerken o günler geldi aklıma.. Gözlerim ve yüreğim doldu, yazasım geldi:) Eğer dinlersen, yorumunu da okumak isterim aybalam...

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...