26 Mart 2010 Cuma

Mardin Kapısı'ndan İdeal Topluma

http://www.facebook.com/video/video.php?v=109693782380675

Video şeklinde eklemeyi beceremediğim için, size linki veriyorum efenim. Yukarıdaki videoyu izledikten sonra, benim izlerken düşündüklerimi merak ederseniz buyrun;

Bu video çok hoşuma gidiyor.Çok güzel hayaller kurduruyor bana.Hani sanki ideal bir toplumu resmediyor bu video.Bir sınıf görüyoruz burada.Farklı renklerde giyinmiş, muhtemelen çok farklı hayatları, çok farklı aile yapıları olan bir grup genç, bir şekilde o sınıfta birleşmiş. Oldukça da güzel bir şekilde icra ettikleri türküyü söylerken herkes farklı bir görev seçmiş kendisine. Sıralara vurarak tempo tutanlar aynı ritimde ilerlemiyor. Her birinin kendine özgü bir ritmi var. Kızlar el çırpıyor. Sonra yine farklı tonlarda giriyorlar vokale. Herkes farklı bir şey yapıyor ama birlikte bir iş başarıyorlar. O türküyü hep birlikte güzelleştiriyorlar.Sonlara doğru kızlardan birinin sesi yetmiyor.İşini bırakıp gülecek gibi oluyor, arkadan hemen diğerleri yetişip toparlıyor ve devam ediyorlar. Üstüne çullanan yok, kötü kötü bakan yok. Sırf bu yüzden de orada sesinin yetmeyişiyle ortaya çıkan aksaklık daha da güzelleştiriyor türküyü....

İşte diyorum, herkesin karşısındakini kendisi gibi davranmaya zorlamadığı, herkesin herkesten kendi gibi olmasını beklemediği bir toplum oluşturabilsek; düşene bir tekme vurmak yerine biz de sesimizle destek olsak, tutsak kollarından...Hepimiz kendi ritmimizi vursak sıralara da başkalarına karışmasak, başkalarına bizim ritmimizi çalmalısın demesek... Biz de böyle güzel ürünler çıakrtamaz mıyız ortaya? Sanki ideal bir toplumu anlatıyor bu video.

3 yorum:

N.Narda dedi ki...

BEN DE diyorum, herkesin karşısındakini kendisi gibi davranmaya zorlamadığı, herkesin herkesten kendi gibi olmasını beklemediği bir toplum oluşturabilsek; düşene bir tekme vurmak yerine biz de sesimizle destek olsak, tutsak kollarından...Hepimiz kendi ritmimizi vursak sıralara da başkalarına karışmasak, başkalarına bizim ritmimizi çalmalısın demesek..

aasiii dedi ki...

Önce yazıyı okudum,sonra videoyu izledim.İzlerken yazdıklarını düşündüm ve bir kez daha hayran oldum yüreğine,kalemine ena'cım.

''Sonlara doğru kızlardan birinin sesi yetmiyor.İşini bırakıp gülecek gibi oluyor, arkadan hemen diğerleri yetişip toparlıyor ve devam ediyorlar. Üstüne çullanan yok, kötü kötü bakan yok. Sırf bu yüzden de orada sesinin yetmeyişiyle ortaya çıkan aksaklık daha da güzelleştiriyor türküyü....''
Ve yukardaki yorumda yazılan alıntılanan paragraf.O videonun üzerine bu yazıyı yazmayı nasıl başardın bilemiyorum ama :))önce bunu okuyup,videoyu sonra izlediğim için aynı duyguları kaptım ben de. Keşke , ocu,bucu,o taraf bu taraf,öyle giyinen böyle giyinen,o renk şu renk vs. şeklinde ayrılmasa insanlar. Keşke insanlar,herkesin kalbinin farklı hissettiğini ve aynı şeyden zevk almak ya da aynı hedefi hedef edinmek zorunda olmadığının farkına varıp,onların seçimlerine saygı duyabilseler. Keşke,insan; insan olduğu için sevilse ,sayılsa ve keşke farklılıklarımızla tek yürek,tek bilek olabilsek.Tek millet,tek insan olabilsek. Çok güzel,nefis bir yazı bu ena'cığım.
Sevgilerimle,
Melike

ena dedi ki...

Efenim ikinize de pek bir teşekkür ederim. Öyle ama, farklılık güzelliktir. Mühim olan farklılıklarla uyum içinde yaşamak değil midir?Bir sofrada çeşitli yemekler varken "ne zengin sofra" demez miyiz? Tamamı aynı tür peynirden oluşan bir kahvaltı sofrası düşünsenize...

Zaten biraz tuhaf bakıyorum sanırım ben dünyaya:)

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...