18 Haziran 2010 Cuma

Bu Yazıda Sanal Reklam Uygulaması Yapılmaktadır

Biraz da reklam yapalım. Sabahlara kadar uğraşıyorum canım, o kadar basıyoruz klavyenin tuşlarına. Bir kez de reklamımızı yapmak için basalım.

Ürünümüz şu:

Arka kapağında yer alan bilgiler ise şöyle:

Amerika neden uluslar arası futbolda baskın değildir… Ve nasıl hâkim hale gelebilir?
– Yer yüzündeki en iyi futbol ülkesi hangisidir?
– En tutkulu taraftar kimindir?
Futbolun intihar oranlarına etkisi nedir?
– Hangi spor dünyada hâkimiyet sağlayacak? NFL mi, İngiliz Premier Ligi mi?
Futbol kulülerini yönetenler neden bu kadar ahmak?
Bunlar futbol taraftarlarının sorduğu sorulardan bazıları. Futbolun Şifreleri bu sorulara cevap veriyor. Bir ekonomistin beyni ve bir spor yazarının becerisiyle yazılan bu kitap gündelik futbol meseleleri için güçlü analitik araçlar kullanıyor, eldeki verilere her yönden bakıyor, dünyanın en sevilen oyunu hakkındaki mantığa aykırı gerçekleri gözler önüne seriyor. Bunlar üst üste konduğunda futbola bakışı devrimsel bir biçimde değiştiriyor. Bu oyunun uluslar arası oynanma biçimini bile etkileyebilir.
“Olağanüstü. Futbolun Freakonomics’i.” -- The Guardian
“Bu kitap sadece matematiksel analizlerin toplandığı bir kitap değil. İddiaları oldukça iyi savunulmuş. Szymanski işini iyi bilen bir ekonomist ve Kuper da doğuştan muhalif. Klişelere gelemiyor. Ayrıca önceden bilinmeyen değerli, şahane hikâyeler içeriyor. Mesela 2002’de Brezilya’nın bir eli sakat kaleciyle nasıl Dünya Kupası’nı kazandığı ya da Manchester United’ın 2008 Şampiyonlar Ligi finalinde Chelsea’yi nasıl yendiği gibi.” -- Financial Times



Bu kadarını zaten herhangi bir kitap sitesinde de bulursunuz. (Ben de oralardan aldım zaten. Oturup tek tek yazacak mıyım bir de?) Madem giriştik reklam işine, ucunu da çok kaçırmadan şurdakilerden biraz fazlasını vermek gerek.

Bir ekonomist ile bir spor yazarı bir araya gelirse ne yaparlar? Valla bu soruya verilebilecek çok fazla yanıt var da, bizim yazarlar oturmuşlar, futbolun saha dışı etkileri üzerine çeşitli araştırmalar yapmış, sonra da bunu bir güzel kaleme almışlar. Çok farklı noktalara değinmişler. Bazen benim çeviri aşamasında "Oha lan, süper konuymuş bu. Ne deşilirmiş ha," dediğim konuları es geçtikleri de olmuş, eyvallah. Ama bir şans vermekte fayda var, ileride yazarlar belki.

Transfer konusuna değinirken mesela, kulüplerin transfer tercihlerinde popüler şeylerin cazibesine kapılışlarını "Erkekler Sarışın Sever" başlığıyla ele alıyor ki başlık bile tek başına vuruyor beni.

Transfer ile ilgili bölümde mesela "Ayrıca transfer piyasasının dili de kuşkulu: Kulüpler, çalışanlarını 'alma' ve 'satma' hakkına sahipler mi ki?" diyerek "Yürü be abi! Simon, kesin sen yazmışındır bunu ha! Helal!" dedirtir. Sonrasında "Ama bu başka bir konu," demesinin hayal kırıklığı o coşkuyla ilk anda çok hissedilmiyor, korkmayın.

Çok sağlam konulara değiniyor. Futbolda Siyahilere yapılan ayrımcılıktan, futbol kulüplerinin kuruldukları şehir ile ilişkilendirilen hikayelerine, taraftarlık raconu üzerine sık sık Nick Hornby'nin Futbol Ateşi kitabına göndermelerle yapılan analizden intihar ile futbol ilişkisine... Çok iyi, çok ince tespitlerin olduğu bir kitap.

Tamam, eyvallah, bazı yerlerde "Yapma be abim be," dedirtti bana. Eyvallah, bazen istatistiklerde boğulduğumu hissettim. Ama takmayın siz bunları, iyi kitap iyi...

Şimdi "Ulan kız futboldan ne anlar, kızın çevirdiği futbol kitabından ne hayır gelir," demeyin ama hemen. Feci futbol oynarım, bilginize... Gidin Batman'daki halısahalara sorun beni... Çorlu'da üstüne apartman dikilen toprak sahaya sorun... Lan boşverin onları, abime sorun anlatsın. Ondan cevap almanız daha kolay...

Haa, abim demişken, kitabın başında sevgili abimin Simon Kuper'la yaptığı bir röportaj da yer alıyor. Yalnız soyadını yanlış yazmışlar. "Aktaş" Benim de başıma geliyor bazen be. Bir çeviride öyle yazmışlardı. Neyse, ikinci baskıda düzeltilecek. Hiçbir şey için almıyosanız abimin soyadı düzelsin diye alın be.:)))




Hiç yorum yok:

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...