20 Temmuz 2010 Salı

Acı

Kendinde değildi artık. Kendi değildi. Herhangi biri olmuştu şimdi. Yüreği acıların istilasında herhangi biri. Herhangi birinin en büyük acısını, bir başka herhangi birinin en büyük acısına eklemiş… Belki paramparça olmuş yavrusunun bedenini toplamaya çalışan bir anneydi. Belki daha altında yaşadığı göğe bakamadan küçük bir hücreye tıkılıp kalmış, nereye dönse aynı soğuk duvarları gören bir çocuk… Ne zaman konuşacak olsa bir durup düşünmesi gereken. İçinden geldiği an içinden geçen türküyü söyleyemeyen… Söylerse ummadığı bedeller ödeyen… Ne oralı ne buralı olabilen… Öyle biriydi.

Kendi değildi artık. Yeryüzünde ne kadar acı varsa yüreğine üşüşmüştü. Çocuğuna istediği oyuncağı alamayan bir babaydı belki. Eline tutuşturulmuş bir silahla hiç tanımadığı birini “kutsal görev” diye öldürendi. “Düşman”a “düşman” edilendi. Nasıl tutulacağını bile öğretmeden eline tutuşturulan silahla bir annenin yüreğine ateş düşürendi.

Kendisi bile tanıyamamışken daha vücudunu, birilerinin şehvetini dindirmek için kullandığı küçücük bir kız çocuğuydu belki. Nedenini anlayamasa da içine çöken utanç duygusundan kurtulamayan… Kurban edilendi. Kurban seçilendi. Pencereden baktığı için dayak yiyen, bir erkekle yan yana yürüdüğü, birini sevdiği, sevildiği için öldürülendi. Bir mayına basıp paramparça olan bir adamdı. Vücudu sarsılırken kurşunlarla ölümün kokusuyla kekiğin kokusunu ayırt edemeyen bir köylüydü.

Adı farklı diye tartaklanan, vurulan bir öğrenciydi belki. Belki güzel yüreğiyle yardım etmek isterken acı çekenlere, bedenine dört kurşun yiyen 19 yaşında bir gençti. 3 yaşındaydı hatta, beynini parçalayan tek kurşunla ölmüştü. Akıl almaz işkenceler görmüştü belki. İnsanın aklına misafir etmek istemediği ne varsa yaşamıştı. Hepsinin acısını çekiyordu şimdi.

Bu acılar çekilmesin isteyen, elinden bir bok gelmeyendi. Kendi acısından kaçmak için kendinden kaçan, herkesin acısı olandı belki.

Belki… Bir “belki”nin ardını dolduramayacak kadar hayal gücünü yitirmiş biriydi… Neyse ki gerçekler vardı bütün hayal güçlerinin ötesinde… Buna şaşıyordu en çok da… Bunca vicdansızlığı gerçeğe dönüştürmeye hayalin bile gücü yetmezdi… Onların gücü nasıl yetmişti?

Kendi değildi artık o. O kadar yanıyordu ki canı bazen… Kendinden bahsederken bile “o” diyordu…

Hiç yorum yok:

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...