17 Ağustos 2010 Salı

Yankısız Bir Gün

Son birkaç yıl içinde geçirip geçirebileceğim en boş günü ardımda bıraktım. Aradan geçen bunca saat içinde boş boş oturdum, internette oyun oynadım, televizyonda saçma gündüz kuşağı dizileri izledim, msn üzerinden gündelik yazışmalar gerçekleştirdim. Ama genellikle öyle boş boş durdum ve zamanın ayak seslerini dinledim...



tik...tak...tik...tak...

Yankısı bile yok... O kadar hızlı geçiyormuş meğer. Meğer hiçbir şey yapmayınca da geçip gidiyormuş...


Hani bir sigara yakmışım, küllükte unutmuşum... Kendi kendine bitip gitmiş o... Öyle bir gündü bugün. Uyandım... ve nefes aldım...

Böyle de yaşanıyormuş... Ama şimdi ağzımda bir tat, gözümde bir anlam, yüzümde bir tebessüm yok. İçimde boşluktan öte bir duygu yok...

Bu ne anlamsız bir yaşamak... Sevmedim...

Bir günlük nadas sayalım bunu. Ruhumu dinlendirdim diyelim. Her ne kadar bir harpten çıkmış gibi yorgun ve uyuşuk hissetse de kendini, biz var sayalım ki dinlendi...

Dinlendi ve yeni anlamlar biriktirmeye hazır artık...

Bir çepeçevre saran türünden boşluk... İki hissizlik... Uzak dursunlar benden mümkünse...

2 yorum:

Can dedi ki...

Zaman ... Hiç doldurulamayacak bir kesenin boşalması gibidir zamanın ilerlemesi.Asla durduramazsın , geriye alamazsın. O sadece ilerler acımasızca , bakmaz geride kalanlara.

ena dedi ki...

Zaman geride kalanlara baksaydı, insan geçen zamana bakmazdı ki... Geçen zamana, geçmişe bakmayan insan özlemezdi. Özlemeyen insan üretemezdi.

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...