1 Kasım 2010 Pazartesi

II. Zehra Bebek'e Anne ve Babasına Dair Bir Anlatı ve Nar Taneleri

Hayatınızın akışını değiştirebilir aldığınız kararlar. Bir an düşünmeden "Hadi be," dersiniz. "Tamam ulan, geliyorum," dersiniz bir dostunuzun davetine. Birkaç günlüğüne, bir başka şehre gidersiniz. Ve bütünüyle değişir hayatınızın akışı.

Ona da öyle oldu. Benim kardeşliğim. Kardeşlik dediğim... Seneler önceydi, canı sıkkındı. "Gel," dedim. "Bak biz kuzenlerle on gün burdayız, gel sen de haftasonu. Sana 3-4 saat mesafe." Aniden karar verdi, "Tamam," dedi. Hiçbirimiz bilmiyorduk sonrasının böyle gelişeceğini. Bir planımız bir yol haritamız yoktu.

Geleceği gün diğer kuzenleri gün boyunca süren gezimizin ardından eve gönderip üç kuzen otogarda aldık soluğu. Beklemeye başladık gelişini. Otobüsü gelmişti. Beni arıyordu. Telefonumun sapıttığı dönemler. Kilitlenmiş. Açılmıyor. Bir yandan ne tarafta olabilir diye bakınıyoruz, bir yandan telefonla uğraşıyoruz. Sonra yanımdaki iki kuzenimden arkadaşımı daha önce görmüş olanı "Geliyor," dedi ve heyecandan kekeleyerek "Du du du duyguuu," diye iki kolunu açıp koşmaya başladı. Diğer kuzenimle hiç tanışmamışlardı. Emre'yle Duygu hasret giderdikten sonra bir de ben sarıldım. Sonra geri çekildim, diğer kuzenim ile tanıştıracağım. Karşı karşıya kaldılar...

Ama o an nasıl anlatılır ki? Bugünden geriye dönüp o anı hatırladığımda bir film karesi gibi geliyor her şey. Sadece filmlerde olur sandığınız bir şey çünkü. Karşılıklı kilitlenip kaldılar. Birkaç saniye... Ama o birkaç saniye öyle büyülü ki... Öyle ağır akıyor ki zaman. Sanki fonda insanın yüreğindeki bütün duyguları ayaklandıran duygusallıkta bir müzik çalıyor... Sanki benim gözüm kamera olmuş... Etraflarında dönüyor, dönüyor, daha hızlı dönüyor, daha hızlı... Müzik hızlanıyor, doruğa ulaşıyor... Sonra birden yukarı çıkıyor gözümdeki kamera döne döne, yukarıdan görüyor onları... Ağır ağır dönerek... Müzik mahvediyor insanı... O aslında olmayan, sadece yürekte çalan müzik... Sanki bir duygu değil, somut bir madde gibi karşımızda o "ilk görüşte aşk" dedikleri şey... Öyle bir elektrik... Yıldızlar, kalpler filan uçuşuyor etraflarında... Vallahi de uçuşuyor, gözümle gördüm. Çekingence, hafif kekeleyerek, durarak, sersemleyerek tanıştılar o birkaç saniye geçince.

Ve ben birkaç dakika önce öğrendim ki, ana rahmine düştüğünden beri acaba bana hala mı demeli yoksa teyze mi diye tartıştığımız yeğenim ilk sesini vermiş dünyaya.... "Ses veriyorum... Inn-gaaa"

Bu ne tuhaf bir duygudur. Bu nasıl belirsiz bir şeydir. Dünyanın en şahane boşluğu belki... İçimde yuhaf bir boşluk, yüzümde garip bir tebessüm, gözlerimde akmaya hazır birer damla... Sanki tohumunun toprağa değdiği anı gördüğünüz bir ağacın meyvesini almak gibi elinize... Kardeşliğim ile kuzenimin aşklarının meyvesi... Zehra... Aileye bir yıl içinde katılan ikinci Zehra... II.Zehra Sultan...

Zehra'cık, çift yönlü, çifte kavrulmuş yeğenim benim... Sen ki madem bir meyvesin, nar ol "ha-te"sinin canı. (Hate: hala ile teyze karışımı bir şey. Uzlaşma formülümüz.) Nar ol Zehra bebek... Sen "Nar" ol... Yüreğinden binlerce güzellik saçılsın her seferinde. Narın taneleri ellerimize bulaşır ya, öyle bulaştır sen yüreğindeki güzellikleri... Bir narın içindeki taneler kadar uzun olsun ömrün.... Sen bir nardan saçılan taneler gibi gülücükler saç etrafına. Yok, tanışma kötülüklerle. Sen... Zehra'cık... Nar ol e mi?

2 yorum:

Melike dedi ki...

Canımıniçi ablam,
Zehra bebeğin mesajını benimle paylaştıgında ''hate ''yi, herhalde ''hala'' yazacaktı heyecandan şaşırdı, şeklinde yorumlamıstım içimden :))) Ama bu harika bir uzlaşma olmuş :)
Zehra bebek ne kadar kısmetli biliyor musun senin gibi bir halası,teyzesi;hatesi oldugu için.
Onu belki varlıgından hiç haberdar olamayacağı bir ''hate kardeşi'' olarak çok sevdim ;inşallah Allah da sever; iyi insanlar da sever;iyilikler ;güzellikler,hayırlar da sever; yapışıp kalırlar üstüne ömür boyu .. İyi ki doğmuş !

coraline dedi ki...

zehraya sans ve upuzun mutlu bir ömür diliyorum:)

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...