Alternatif Senaryo / Öyle Bir Geçer Zaman Ki 26. Bölüm sonrası

Bir zamanlar, gençliğimizde alternatif senaryolar yazardık forumlarda izlediğimiz dizilere. Ben bir defasında harf hatası yapmış, enaryo demiştim. Kullandığım nickle uyumunu görünce de hoşumuza gitti - ki bu blog da enaryo adresini oradan almıştır.

Her neyse, demem o ki, epeydir içimde böyle bir arzu uyanmamıştı fakat az önce bir arkadaşımın facebook'taki "Cemile evet de evet de" yazısının altındaki yorumlaşmalarda "mutlu mesut yaşayıp giderler" işte yazmış arkadaşım. Bir an düşündüm. Mutlu mesut yaşayıp giderler mi sahiden diye. Zihnimde canlanan hikâyeyi kayda geçmek için de buraya geliverdim işte. Alternatif devam hikâyem şöyle:

Cemile, 26. Bölüm sonunda Balıkçı'dan gelen evlenme teklifine "Evet" der bir süre bocaladıktan sonra. Adamları yanında olduğu için Balıkçı'yı istediği gibi dövemeyen Ali Kaptan hırsından delirir. Günlerce düşünür, taşınır, takip eder, plan yapar. Ali bunlarla uğraşırken Cemile ve Balıkçı da nikahlanır. Derken planlarını nihayetlendiren Ali, Balıkçı'yı öldürür ve hapse düşer. Ekber'den aldığı paralar suyunu çekince Caroline bir an Soner'e meyledecek gibi olursa da Balıkçı'nın mirasının Cemile'ye kaldığını öğrenince gözleri sinsi sinsi parlar ve birkaç bölüm ortadan yok olur. Bu sırada kendisi Hollanda'ya giderek eşcinsellikle ilgili girişimlerde bulunur, işin uzun süreceğini anlayınca ülkeye döner ve ameliyat yolunu dener. Ardından Cemile'ye yazmaya başlar.......

*

İşin esprisi bir yana, hazır bahsi açılmışken 26. bölüme dair birkaç sahneye de değinmemek olmak.

Öncelikle ahsım adına bölümün en güzel sahnesi, açık artırma esnasında kendisine soran gözlerle bakan Aylin'e "Koy gitsin." yahut "Geçir geçir, acıma" şeklinde okuyabileceğimiz el hareketiyle cevap veren Soner'di. O sahnedeki yüz ifadesi, elini oynatışı, bakışları... Hakikaten muazzamdı ve aklıma geldikçe hâlâ gülüyorum.:)

Beni derinden etkileyen bir diğer sahne ise Cemile'nin müzik yarışmasını izlerken yüzünün aldığı ifadelerdi. Döktürdü, coştu ve benzer durumlar için kullanılan benzeri sözcükler Ayça Bingöl'ün bir annenin o an yaşayacağı hisleri adeta gözlerinden taşırışı karşısında çok zayıf kalır. Gurur, heyecan, merak, korku, sevgi, aşk (anneler çocuklarına âşıktır çünkü aslında. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır bu. Bağlandıkları aletlerde kadınları bir aşık oldukları adama bir de çocuklarına beynin aynı bölgesinden tepki verdikleri gözlenmiş.) Bir annenin çocuğuna bakarken hissedebileceği ne kadar duygu varsa şahane bir iksir olmuş akıyordu Ayça Bingöl'ün yüzünden... Annesinden uzakta olanlara annesini özleten...

Bunun dışında İnci Hoca'nın nikahındaki bir ayrıntı çekti dikkatimi. İnci'nin nikah memuruna cevabını da deftere attığı imzayı da seyirci olarak biz görmedik lakin bunun heyecan yaratmak dışında bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Esasen Osman'ın ağzından anlatılan bir hikâye Öyle Bir Geçer Zaman Ki lakin dizi ilerledikçe Mete karakteri, seyircinin kendinde çok şey bulduğu bir karakter haline geldi. Bilhassa İnci ile karşılıklı iki sahnesi var ki eski bölümlerde... dolayısıyla İnci'nin evlenmesi Mete kadar seyircinin de yüreğini tırmalıyor ince bir sızı bırakarak. Ben kendi adıma İnci'nin "Evet" deyişini ve imza atışını görmemeyi tercih ederdim ve görmediğime sevindim. Seyircinin "Hepimiz Mete'yiz" dememesi için alınmış bir önlem... Güzeldi...

Geçen hafta aklıma takılan bir iki noktayla ilgili ufak eleştiriler içeren bir yazıya başlamıştım diziyle ilgili lakin uyumayı ve yemek yemeyi unutacak kadar yoğun bir döneme girdiğimden devam edemedim. Toplayıp yazacağız inşallah. Eleştiri yazısı çıkarabilmek için biraz biriktirmek gerekiyor:)

Not: Eğer bölümlere isim konma geleneği olsaydı dizide 25. bölüm için "Ayarlardan Ayar Beğen," 26. Bölüm içinse "Beklenen Morarmalar"ı önerirdim:)

Yorumlar