3 Haziran 2011 Cuma

En Kral Arkadaşım İsmail Abi

Sanki öğretmenim "en yakın arkadaşınızı tanıtın" demiş gibi bir kompozisyon ödevi yapacağım şimdi. Ama biz kendi aramızda "en yakın arkadaş" demeyiz, çünkü "yakın" vaat ettiği kadar samimi bir kelime değildir. Gerçekten samimiyet beslemediğimiz insanlar için, ayıp olmasın diye kullandığımız bir sıfattır. O yüzden en kral arkadaşımı tanıtacağım ben size...

Benim en kral arkadaşım İsmail Abi, ekranların en saçma, en absürt ama en gerçekçi dizisi Leyla ile Mecnun'un, kelimenin her türlü anlamıyla parlak karakterlerinden biri. Mananın genel olarak kabul gördüğü boyutta "işssiz"dir. Ama benim gözüm ile gönlüm arasında, benim hakimiyetimdeki bölgede, mana her türlü değişime açıktır ve İsmail Abi orada dünyanın en çok "işli" adamıdır. Girip çıktığı işin haddi hesabı yoktur... Çünkü o "tek başına"dır ve dünya kocaman bir "N'abıcan, ekmek parası"dır.

Tüm bu tali işler bir yana İsmail Abi'nin kim bilir kaç zamandır hiç aksatmadan yürüttüğü çok kutsal bir işi vardır. Öyle bir iştir ki bu, dünyadaki tüm insanları bir araya toplayıp mülakata soksanız, bu işi layıkıyla yapabilecek birini bulmakta zorlanabilirsiniz. Çünkü İsmail Abi'nin en önemli ve hiç aksatmadığı işi, umutla beklemektir. O sahilde durur ve bir gün mutlaka geleceğine inandığı gemiyi bekler. Başına ne gelirse gelsin, inancı sönmez, umudunu yitirmez. "O gemi bir gün mutlaka gelecek," der, başka bir şey demez... Başka bir şey demez dedim diye ciddiye almayın... Çok şey söyler İsmail Abi. İnsanı güldüren şeyler. Onun yanında insan hiç sıkılmaz. Zamanın nasıl geçtiğini anlamaz... Ama en yürekten, en inanarak söylediği nedir derseniz, yukarıdaki cümledir.

Mahallede herkes öyle alışmış ki bu bekleyişe, kimse umursamıyor artık. Kimse farkında bile değil. Benim yaşım yetmiyor, mahalleye taşınalı henüz on beş on altı hafta kadar oldu. O yüzden nicedir bekliyor orada bilmiyorum. Mahalledekilerin tavırlarına bakılırsa uzun yıllar olmalı. Belki çocukluğundan beri diyeceğim ama çocukluğun insanın boyutlarıyla tanımlandığına inanmıyorum ve İsmail Abi'nin hâlâ çocukluğunun en güzel çağlarında olduğunu düşünüyorum, dolayısıyla o ifade uzunluğu anlatmakta yeterli olmayacak. Ben yine de "çocukluğundan beri" diyeyim, siz varın mananın genel kabulü boyutuna göre anlayın...

Şimdi soruyorum size, bu iş için mülakat açsanız kaç kişi geçer gerçekten? Kaç kişi hak eder İsmail Abi'nin yaptığı işi yapmayı? Kaç kişi bunca zaman bu kadar özenle koruyabilir ona emanet edilen umudu ve inancı?

İsmail Abi'nin bir diğer özelliği ise sürekli parlak kıyafetler giymesidir. Nereden bulur, nerede diktirir kimse bilmez. Ama hep parlaktır İsmail abi pavyon neonları gibi... Ama bazen ona baktığımda, o parlaklığının çok derin bir hüznün üstünü örttüğünü görür gibi oluyorum. O herkesin felekten bir gece çalmak için gittiği pavyonlarda nasıl ki çalınan geceler hep o parlaklığın içine mahkûm olanların hayatlarından çalınıyorsa ve o ışıklar, o insanların içlerindeki boşluğun karanlığını gizlemek içinse biraz da, İsmail Abi'nin parlak kıyafetleri de yalnızlığını ve hüznünü allayıp pulluyor bence. Hani bir yarayı makyajla kapamak gibi ya da... Ama adım gibi değil, İsmail Abi'nin o geminin geleceğine dair inancı kadar eminim İsmail Abi'nin hüznünden... Gözlerinden bir şilep gibi gelip geçiyor bazen...

"Çocuk" kelimesinin aynı zamanda "küçük"lüğü temsil ediyor olması saçma gelse de yine boyutsal bir karşılaştırma için kullanmak zorundayım bu temsili... En azındna kendi dilimi dünyaya kabul ettirene dek... İngilizce öğrenirken Türkçe karşılıkların verilmesi gibi... İsmail Abi çocuktur daha lakin kocamandır yüreği... Aslında bütün çocukların ki gibi... Çok sever arkadaşlarını, kardeşlerini... Onlar için her şeyi göze alabilir. Gün gelir, kardeşi bildiği Mecnun'un sevdiği kız iyileşsin diye dağlara vurur kendini eflatun mantar peşinde... Gün gelir, kurtarmak için bütün sevdiklerini, bir tek o dahil olmadığı halde olaya "Ben yaptım" der polislere. "Tek başıma yaptım. Tuttum, attım aşağı." Kurtulsun diye sevdikleri... Çünkü yalnızdır İsmail Abi ve herkesin bir bekleyeni vardır... İsmail Abi nerde olsa bekler gemisini.

Ama en çok, "Kral çıplak" derken çocuktur İsmail Abi... Gördüğünü söyler çünkü. İnsanlığın o hep özlenen çocuksu saflığıdır aslında İsmail Abi. Tez elden sigortalanmalı, eşeysiz üreyip her eve dağıtılmalıdır... Bir gün çıplak kalırsa ruhumuz, ondan başka kimse söyleyemez çünkü bunu bize...

Bir de hani "Kral çıplak" dedin ya İsmail Abi, çıplak olan adam aslında kral mral değil, biliyorsun değil mi? "Kral" iyi bir şeyse yani, ancak sana yakışır o krallık tacı... En parlak taşlarla süslenen hani... Sen bizim en kral arkadaşımızsın be İsmail Abi!

33 yorum:

Adsız dedi ki...

tek kelimeyle muhteşem olmuş

puffy dedi ki...

çok iyi tebrikler benden 100 üzerinden 100 aldınn :)

Drms Yrtsvn dedi ki...

klavyen toz görmesin süper yazmışsın. ismail abi ancak bu kadar güzel anlatılır. keşke şu sıralar etrafımda ismail abi gibi birisi olsa. "hooop" dese 100 metre öteden :)

Ramazan dedi ki...

Müthiş bir gözlem ve anlatım aklınıza sağlık

alperen mercan dedi ki...

Hoooop harika olmus..

Adsız dedi ki...

Vayy arkadaş bu ne güzel bir İsmail abi anlatımıdır...İsmail abiyi zaten çok seviyorduk bu yazıyı okuyunca daha bir sevdik...İsmail abi candırrr :) Türk televizyon tarihinde keşke böyle bir arkadaşım,abim olsun diyebileceğim tek KARAKTER'li adamdır...Elinize yüreğinize sağlık :))

ena dedi ki...

Topluca bir eyvallah arkadaşlar:)
İsmail Abi o kadar güzel ki, kötü anlatmanın imkânı yok...

Aslan dedi ki...

Supper ya, cok guzel anlatmishsin Ismail abimizi :) teshekkurler :)

elef ∞ dedi ki...

Öyle güzel ki İsmail Abi'yi anlatışın.
İsmail Abi de öyle bir karakter ki gelecekten kendisine selam gönderir. Hüznü ve yalnızlığı da en çok oradaydı. '' Ben burda çok yalnızım be Mecnun. Beni geçmişe götürsene, burada herkes birleriyle bi' İsmail Abiniz yalnız ''deyişinde.

kadir361 dedi ki...

harikaa olmuş ellerine sağlık:)

surreal dedi ki...

mümkünse serkan keskin'e(yanlış hatırlamıyorsam) bir kopyasını ulaştırmalısın... eline sağlık.. eminim bunlar onları daha çok aşka geitrecektir...

Serdar dedi ki...

yemin ediyom ağladım yaa :(

ledorita dedi ki...

daha güzel anlatılamazdı.

kurşun kalem dedi ki...

16. bölümden sonra bir paragraf daha ister bu kompozisyon. Çünkü artık İsmail Abi aşık.

ena dedi ki...

İsmail Abi'nin âşık halinin bende yol açtığı hali, elimden geldiğince, dilim döndüğünce eklemeye çalıştım ayrı bir yazı olarak.

@surreal Serkan Keskin'e nasıl ulaşabilirim bilmiyorum ve fakati senarist Burak Aksak okudu, onu biliyorum. Belki kendisi haberdar etmiştir, bilemiyorum.

Ve son olarak; "Hepimiz İsmail'iz" diyerek teşekkürler ediyorum bolcana:)

dejawu13 dedi ki...

nasııığlll da güzel anlatmışsın İsmail Abi'mizi, sağol :)

Adsız dedi ki...

piiii.... duygulandım ben be! yapmayın böyle şeyler.

Kemal dedi ki...

YAA ben şimdi ne yorum yapayım sana , ama sen öle güzel, öle güzel demişinki şimdi ama. müthiş yaa..

Adsız dedi ki...

Alemin Kralı İsmail Abimiz ancak böyle anlatılabilirdi...

Adsız dedi ki...

oooo benim babam , dedem , dedemin dedesi, onun dedesi hep kraldı. senin hiç ağzından çıkanlan kulağının duyduğunun birbiriyle tutmadığının farkandı mısın ?

hepimiz İsmail abiyiz :)

Adsız dedi ki...

harika bir yazı. yüreğine ellerine sağlık

cembirdek dedi ki...

sen de kral çıktın.

Adsız dedi ki...

Pes vallahi yani ağzından çıkanla gulağının duyduğuunun tuttuğunun bir olduğunu ben ilk kez sende görüyom kardeş helal olsun...

Zeynep dedi ki...

8. paragraf çok saglam,tebrikler.

H T . . . dedi ki...

İsmail Abiyi bilmeyen, bilip sevmeyen, sevipte söylemeyen bizden değildir... anladım ki bir ben değilim İsmail abiyi yaşayan.. vallahi bravo.. içimizi dökmüşsün.. biz hepimiz İsmail'iz..

Adsız dedi ki...

gözlerimden yaş gelmedi desem yalan söylerim...bugün yemin ediyom ismail abiyi görmek ve lapps diye bi sarılmak için atlayıp koca yolu teptim de sarıyere denk gelemedim delirdim, erdal bakkalın önünde kamp kurdum :) bi insan bu kadar güzel olabilir mi ya...
saygılar Serkan Keskin abimize..gerçek hayatta da çok mütevazi olduğunu bizzat katıldığı mesut yar'ın programında gördüm..(http://video.cnnturk.com/2011/programlar/8/9/ahmet-mumtaz-taylan-aysegul-aldinc-serkan-keskin-19-07-2011)

sonrası, olaylar olaylar :)
selamlar

Adsız dedi ki...

yav sen ne kadan güzel, ne kadan duygusal, ne kadan hislerime tercüman olan bi yazı yazmışsın ama; mafettin beni, valla mafettin.

Adsız dedi ki...

ismail abi?

Adsız dedi ki...

ismail abinin neden renkli kıyafetler girdiğini yanlış tespit etmişin.ismail abi küçüklüğünde babasına annem bizi neden terk etti diye sorduğunda babası renkli bir hayatımız olmadığı için diyor. anlamışınızdır heralde.

ena dedi ki...

Yazının tarihine dikkat etseydiniz, bu yazının, İsmail Abi'nin geçmişine dair anlatıların yer aldığı bölümden 3 hafta kadar önce yazılmış olduğunu fark edebilirdiniz. Anlamışsınızdır herhalde.

Feli Jo dedi ki...

OHOHA! Okurken gözlerim doldu! Her anı gözlerimin önüne geldi. Zaten İsmail Abi'yi ne zaman suratı asık görsem ağlayasım gelir. Hep bir burukluk olur içimde.

"Benim hiç reçel sürenim olmadı"

Adsız dedi ki...

yav n'apmışsın sen!bu kadan mı güzel yazılır?eline sağlık.-hislerimize tercüman olmuşsun.-

ilk insan dedi ki...

Aslında ismail abi nazarında herkes görmek istediği 'yakını' arıyor.Senin deyiminle "vaat ettiği kadar samimi bir yakın".O yüzden senaryoda şuna ters,yok şu yanlış diye yazılan yorumları doğru bulmuyorum.

Başlığa bakarsanız artık ismail abi karakteri dizi karakteri değil:en kral arkadaş olmuştur.

Zor rastlanan cinsten bir yazı olmuş.Samimiyetin gücünü diline yansıtmış.

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...