18 Kasım 2011 Cuma

Yalnızlık Bir Şeysi (Senfoni, konçerto yahut ne dilerseniz)

Yalnızlığımı yanıma almadan çıktığım yolculuklarda çok sıkılıyorum.

Yalnızlığım, biraz yağmurluk gibi. İhtiyaç halinde sığınıyorum. Yalnızlığım şemsiye gibi ya da. Yağmur yağmadığı günlerde hep onu boşa taşımış olmaktan şikayet ediyorum.

Yalnızlıktan şikayet eden sözcükler gözümden zihnime akarken "Belki de," diyorum, "benim canımı bu kadar yakmasın diye içgüdüsel olarak geliştirdiğim bir taktik bu." Yalnızlığımı kendime ait bir durum, bir ruh hali olarak görmekten ziyade sık sık görüştüğüm bir arkadaşım gibi görüyorum. Su sızmıyor aramızdan. Neticede hem yağmurluk hem şemsiye zaten. Sızdırsaydı defolu yalnızlıklardan ancak indirimli ilhamlar alınırdı.

Çocukken minderlerden, battaniyelerden ya da elimize geçirdiğimiz herhangi bir şeyden yaptığımız "evler" gibi yalnızlığımız. Büyüklerin dünyasından sıyrılıp ruhumuzda bulduğumuz kuytulara "Burası benim evimmiş meğersem" dediğimiz yerler inşa ediyoruz. Sonra oraya saklanıyoruz kötü adamlar ruhumuza saldırdığında.

Yalnızlığımı yanıma almadan çıktığım yolculuklarda çok sıkılıyorum. Saldırıya uğradığımdan, yağmura yakalandığımdan değil, yanlış anlaşılmasın. Ama hani insan hep tedarikli olmak ister ya, öyle bir şey.

Yolculuğa çıkarken müzik çalarınızı, hava serinlerse giymek için hırkanızı, yağmur yağarsa diye şemsiye/yağmurluk/şapkanızı ve kuytularda kaybolmaya ihtiyacınız olur diye yalnızlığınızı yanınıza almayı unutmayınız.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

ne zaman yalnızlığımla yola çıksam çocuksu bakışlarıma götürüyor beni orada beyaz fonlar ortasında kalınmışlıklarda var ,başka çağlara atlayışlarda... çokça sarı renkli hüzünlere sürükleniyorum ben onunla ..benim hiç yaralarımı sarmadıki yalnızlığım Ena,pusu kurdu kanayan yerlerime daha fazla kanatmak için...o yüzden mi bilmiyorum ki her karanlıkta ışık yakmam yada her evime girişimde müziği son ses açmam ....benim bildiğim tekşey yalnızlığıyla buluşabilenlere imrenerek bakmam...

Bir yanlızlık mıdır bunca çoğaltan
acıyı ve biberli yanılgıyı
ve bir yanlızlığı kabullenmek midir
inceden ve usuldan başlatan
yürekte burgaçlanan sancıyı A.TELLİ/

meğer ne çok kinim varmış yalnızlığımla,senin yazınla buluşturdum kusurabakma ...

ena dedi ki...

Hani her şehirde adı çıkmış bazı semtler vardır ya. Oradan gelenlere bir türlü önyargısız bakamayız. İlla ki kötüdür onlar. O mahalle/semtin her ne sebeple adı çıkmışsa, karşımızdaki de illa onlardandır.

İşte bence duygular için de benzer bir önyargı içindeyiz. Bazı duyguların muhakkak "kötü" olduğuna inandırılmışız. Hüzün mesela. Ya da yalnızlık. Halbuki duygular da insanlar gibidir. İyi anları vardır, kötü anları vardır. Duygular da insanlar gibi cinsleri altında bireylere ayrılır. Benim yalnızlığımla senin yalnızlığın bir örnek olamaz misal. Ama nedense hep "bir" değerlendiririz.

Ama eklemeden geçemeyeceğim ki duyguların cinsiyeti varsa eğer, yalnızlık muhakkak bir kadındır. Alınganlığı, hırçınlığı tutar belli aralıklarla ve çok ağrıtır insanın ruhunu.

Belki de bir tabela asmalıyız ruhumuza: "Yalnızlığının sana nasıl davranmasını istiyorsan, öyle davran ona."

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...