11 Aralık 2011 Pazar

İsmail Abi'ye Mektubumdur

Senin kapını çalan biri var mı İsmail Abi? Biliyorum, denizin var senin, gökyüzün var, arkadaşların var. Senden vazgeçemeyen dostların, her derdine koştuğun kardeşlerin var. Eksik olmasınlar, bende de var hepsi.

Ama insanın kapısının çalması başka bir şey be İsmail Abi. Beklenmedik bir anda bir dostun sana gelmesi... "Bir çay koysana," demesi... Ya da "Bunaldım, çıktım geldim işte." Ruhunun terlikleriyle gelmesi hani. (Tam bu anda, karışık çalan şarkı listesinde o şarkının çıkması gibi güzel halbuki hayat. İnsan paylaşmak istiyor.)

Yanlışlıkla da olsa, ara sıra kapısı çalmalı insanın be abi. Bir çift göz şaşkınlık ve mahcubiyetle de olsa sana bakmalı. İnsanlar, insanların kapılarını çalarken bu kadar çok psikolog yoktu sanki. Yüreklerindeki hüznün üzerine bir peçete serip başka evlerle paylaşan, birilerinin kapısını çalan insanlar ne güzeldi. Hiçbirine yalnızlık bulaşmadı onların be abi!

Senin kapını çalan biri var mı İsmail Abi? Biliyorum, yalnız değilsin. Ben de öyle... Ama ara sıra insanın kapısı çalmalı be abi. Telaşa düşmeli insan. Bir çay suyu koymalı. İki bardak çıkarmalı. Bir çift göz dostlukla ona bakmalı.

Bazı şarkılar anahtar gibi. Maymuncuk hani. Ruh haline cuk oturan, ruhunun kapılarını açan şarkılar. Ama kapılar içeriden açılmalı be İsmail Abi. İçeriden açılan kapılar, uzaklardan gelen babalar gibidir çünkü.

Sen hiç soruldukça, arandıkça daha da çok hissettin mi yalnızlığını? Üzülmüyorum aslında. Yani önce biraz üzülüyorum ama, sonra geçiyor abi. Seni düşünüyorum mesela. Hüznün ne güzel, yalnızlığın ne şahane senin. Senin saflığın ne güzel bir liman, yalnızlığı yatıştıran. Ben senin gibi güzel bir yalnız olamam ki...

Ama ne tuhaf değil mi İsmail Abi? Bazı günlerde, "yok"lar, "var"lardan daha çok yer kaplıyor insanın içinde. "Yok" meğer ne ağır, ne hacimliymiş abi.

Bugün de kapım çalmadı İsmail Abi. Doğumgünümdü. Arayanım soranım çoktu. Eksik olmasınlar. Ama kapım çalmadı be abi. Yanlışlıkla bile çalmadı. Çok insan düşündü bugün beni. Var olsunlar. Ama beni gören bir çift göz bile olmadı. Ben bugün yoktum sanki... Meğer "yok"luk ne ağır, ne büyükmüş be abi.

Ara sıra birilerinin kapısını çalmak, tam sana yaraşır bir süper kahramanlık biçimidir. O yüzden kimseye değil de sana yazıyorum. Bir gün yolun düşerse benim kapımı da çalar mısın İsmail Abi?

Not: Adresini bilmediğim için bu mektubu "Kireçburnu Sahili," adresine gönderiyorum. Umarım eline ulaşır.

                                                                                                              Sevgilerimle,
                                                                                                                      ena



28 yorum:

Merimori dedi ki...

Sevgili ena, öncelikle sana mutlu yaşlar diliyorum.. ne güzel dostların varmış, arayıp sormuşlar seni, iyi ki varlar ama ne demek istediğini anlıyorum sanırım.. evet insan bazen kendini yok sanıyor.. senin kadar güzel ifade edebileceğimi pek sanmıyorum, sadece sesine ses vermek istedim..

melike dedi ki...

İsmail Abi beni vekil kılsa,kapını çalsam,iki yok bir var etmez miyiz acaba?
Doğumgünlerimde kapımı çalan oluyor,oluyor da;ruhumun açılmak istediği misafir gelmiyor. Var olmak istediğin kimse için 'yok' olmak ayrı bir sızı...Hislerini hemen hemen anlıyorum.

Kapının sık sık çalınıp da ''Ne ikram edem'' diye tatlı telaş yaşayacağın nice senelere.. :)

not: İkinci fotoğraf şu dizeleri anımsattı:
''Eksik bir şey mi var, anlayamam
Bak çayım sigaram, her şeyim tamam''

ena dedi ki...

Sevgili merimori, çok teşekkür ederim. Şanslıyım aslında o konuda. Gerçekten çok güzel dostlarım var, hiç olmayacak vesilelerle tanıdığım. Sağolsunlar, var olsunlar. Onları yok saymak değil aslında bu mektup, anlıyorsun sen zaten. Sesine ses veren bol ola inşallah. Yankısız sesler çok ürkütücü...:)

Kardeşim, melike'm, İsmail Abi dediğimiz, kardeşlerimizden, dostlarımızdan başka ne ki? Onun cismini değil, o safi dostluk halini sevmiyor muyuz zaten? Vekillik olmaz o yüzden. Bizzatlık diye bir kelime var mı bilmiyorum ama, ondan olur işte.:) Ne vakit yolun düşerse, gel.

Notuna not: "Ruhunun terlikleriyle" yazdım tam kâğıda, birkaç saniye sonra o şarkı başladı. Fotoğrafı o düşünceyle çekmedim ama, demek bazı yapbozlar kendi kendine buluveriyor parçalarını.:)

Bağımsız not: İsmail Abi nasıl bir mucizeymiş ki, mektubum daha yoldayken süper kahramanlığını gösterdi. Yeni evi bilmediği halde, pideciye sorup öğrenerek bir dost geldi. Hiç beklenmedik bir anda, pat diye, çat kapı... O nasıl bir sevinçti... İsmail Abi, sen sahiden süper kahramanım, en kral arkadaşımsın biliyon mu?:)

N.Narda dedi ki...

nam nam nam nam nam nam :))

Luna dedi ki...

Belki sana zamanın birinde bir sürprizim olur Ena.

Yüreğim kıpır kıpır oldu, planım umarım yolunda gider...

Kapını tıklatamam ama mektupları seviyorsan, sana başka bir ülkenin yağmurlu bir sabahından kelimeler gönderebilirim. Senden gelecek olanları da özenle beklerim...

:)

Bu akşam Leyla ile Mecnun izleyecek olmamız şerefine...

Sevgi ile,
Luna.

ena dedi ki...

Başka bir ülkenin yağmurlu sabahlarından gelen kelimeleri okumak, cama tutunan yağmur damlalarını izlemek güzelliğinde bir eylemdir en az. Ve cevap yazmadan önce demlenen çay, muhakkak daha lezzetli olur... İnsanın demlerkenki duyguları, çayın ana maddelerinden biridir zira:)

Kapı tıklatmak, yalnızca kapı tıklatarak yapılan bir eylem değil, böyle böyle anlıyor insan:)

De, plan derken?:))

Sevgi bizden efenim,
ena

Luna dedi ki...

Plan'a gerçekleşirse değineceğim, şimdilik biraz sürpriz! :)

E öyleyse, kapını tıklatmak isterim pek sevgili Ena. ^^

Hangi sahile atacağım mektubumu bilmiyorum gerçi ama... lunathelondoner@hotmail.com
İlk senin sahillerine ulaşsın mektubum dersen de uyar bana...

Maksat kelimelerin dokunduğu kağıtları, ülkeler arası yağmur taşıyıcısı yapmak, çayın deminde bulmak kayıp sözcükleri, yazılamamışları ve daha nicelerini...

Luna.

ena dedi ki...

Korkuyorum acık galiba ben o plandan:) Tek plan ve yakın plan esprisine hiç girmiyorum:)) Teğet geçtik ordan:)

Çayın demini almasını beklerken, mail adresini değerlendiriverdim.
Şen ve esen kalalım umudu vs vs.
ena

Adsız dedi ki...

Sen İsmail abine dökmükşün yüreğini..bende sana dökmek istedim içimi Ena...
Hani kapılardan açtın ya sözü,sen hiç dış kapının mandalı oldun mu ena hayatında?
nerden olacaksın ,nerden bileceksin sen.. kapıyı içerden açan hep evsahibi oldun sen,hemde öyle bir evsahibi ki evini kelime ve cümlelerle donatan,zenginliğine zenginlik katan dışarıdan bakıldığında içi parıldayan simlerle dolu bir evin var,ya mandal öyle mi ya ,dış kapının mandalı olmak kolay değildir..
Her defa o kapıya büyük bir özlemle yaklaşır kapıyı çalar bazen ev sabihi kapıyı ardı ardına açıp o zenginliğini sunar ,cümlelerle donatır sarar seni... dört köşe olursun bazende haftalarca beklersin kapının açılmasını büyük bir ümitle ama bırak kapıyı açanı ,senin orda beklediğini kendisinden başka bilende olmaz,bazen beklemeler öyle alışkanlıklara dönüşürki kendisi bile farkedemez...sen nerden bileceksin bir mandal'ın halini,kış günü tırım tırım titreyen elleriyle(amacım mandalı acıtasyon duruma sokup olayı dramatik hale getirmek ki biraz başarmışımdır umarım bunu)....
Hep evin arka bahçelerinde dolanır durur,kapıya yaklaştıkça hüzünlerle karışık bir heyecana kapılır ,bazen her mandal bu heyecana katlanamayıp hırsızlığa da terfi edebilir,evin penceresinden,yada baca deliğinden dalıp, evde ne kadar parıldayan sim varsa tıkmaya da başlar yüreğine,düşenleride aklına sıkıca bağlar ki,boşalan eve yeni simler açılabilsin ,simlere yenileri eklenebilsin,ev sahibi yine evini zenginleştirebilsin ki zavallıların zavallısı,garibanların garibanı,cümlelerin fakiri mandal'da ( nasıl gidiyorum iyi değil mi ? birazdan hani şu sadri alışık'ın ünlü film'i ofsayt osman vardı ya hatırladın mı? hıh!.. işte birazdan onada bağlıyacağım durumu) faydalanbilsin o zenginlikten...
zenginliği allah vergisi olan bu evsahibi ,bilmez ki mandalın halini, o gaddarların gaddarı , umursamazların umursamazı (tamam tamam biraz abarttım sanırım) onu ısıtan sıcacık simleriyle evinin en güzel köşesine oturup yeni zenginlikler katmaktadır kendine,istediği zaman kapısını açar istemedi mi oturduğu yerden bile kalkmaz,..mandalsa gözlerinde gelecek simlerin parlaklığıyla ümit ederek bekler kapıyı..hani şu sürekli akan billur tuz hesabı oda bekler bekler bekleeeer..ama en sonun da dayanamaz ve kapıya girişip kırar ve evin sahibine şu sözleri haykırır :
Bu da mı gol değil be? bu da mı gol değil !!!!
güzel olduğu kadar küstah ,bir zamanlar fakir ama gururlu olan evin sahibi ise vurdum duymaz bir hal takınıp sanki mandal orada hiç yokmuş gibi şunları söyler:
ah kapımı çalan bir dostumda yok ki!

hırsızlığa terfi eden mandal'ın (h)içlenmesi

Adsız dedi ki...

sadece biraz gülümsetmekti amacım ,umarım kızmamışsındır bana...ne güzeldir,yeni bir yaşla yaşama devam etmek,biraz geçte kalmış olsam doğum gününü kutluyorum güzel ena,iyi ki doğmuşsun ,iyi ki kaleme sarılmış o ellerin.. bilki senin yüreğinden dökülenlerde diğer yüreklere el vermeke..sevgiyle dostlukla..

ena dedi ki...

Valla ilk yorumu okuduktan sonra aklımdan geçen ilk cevap, arkasından kopmak üzere ve Mecnun tonlaması ve bakışlarıyla "Laf mı soktun sen acaba bana ya? Kafa gidik ya, anlayamıyom çünkü ben, o yüzden," oldu. :)

Neden kızayım yahu:) Keyifle okuyorum ve seviniyorum. Mesela o ilk yorumu okurken içimden çok şey geçti. Ürün çeşitliliği:) Sevindim, azar yemiş gibi hissettim, n'oluyo lan? dedim, şaşırdım... Lakin bir tek kızgınlık yoktu. Her zaman bekleriz efendim. Dış kapının mandalları, küçümsenmelerinin aksine, bir parçasıdır evlerin. Unutulmamalı. :)

Adsız dedi ki...

biliyorum saçma sapan bişey di yazdıklarım,aklımdan geçenler elime vurdu diyelim..amaç sadece biraz gülümsetmekti,gülümsetebildiysemde ne mulu bana :) buda benden sana doğum günü hediyesi olsun ..:))

http://www.youtube.com/watch?v=9-DuC0tE7V4&feature=related

benim hüzünlerimi bastırdığım bir şarkıdır ve bana herzaman iyi gelmiştir...belki sana da iyi gelir :) iyi dinlemeler :))

ena dedi ki...

Şarkı için çok teşekkür ettim, çok eğlenceliymiş:) Hemen eklendi favorilere:) Tam da o sırada bir beste üzerine çalışıyordum (böyle yazdım ki entelektüel görünsün.:)) Yoksa bağlamada bazı türküleri çıkarmaya çalışırken yanlışlıkla elde ettiğim melodilere beste diyecek kadar manyamadım henüz:) )

Hiç de saçmalık değil yahu, bence çok güzel bir nazireydi yazdıkların:) Devamını bekleriz efenim:)

Adsız dedi ki...

sazın sesi ne güzeldir ....babam çok güzel çalardı,annem de öyle güzel söylerdi ki..bizde ablamla onları dinlemeken büyük keyif alırdık...hep geçmişe götürüyor beni senin yazdıkların ...
hep bir(h)içlenme ....ne güzel bulmuşsun o sığınağının adını...babam çok güzel çalardı bu türküyü..
.http://www.youtube.com/watch?v=_JjSBf6O8yM
belki birgün seninde dinleriz bir konserini ne dersin ena :))

ena dedi ki...

Konser mi? :)) Yok yahu o kadar kötü çalıyorum ki, ancak bana kadar:)) Ama bir güzellik yapabilirim belki :)

http://www.youtube.com/watch?v=7PSLx9gyuO4

BU arada çok severim gönderdiği o türküyü... "acı çekmeyenin yüreği bütün," ne sade, ne sağlam, ne şahane söz ama!

Adsız dedi ki...

Ena ne kadar güzel çalmış ve söylemişsin ve ne kadar güzelmiş türkü ..ben ilk defa dinledim,sözler karacaoğlan mı?

bu şarkının bende çağrıştırdıkları

SEHER YELİ
ESER,YIRTAR ETEĞİNİ GÜLÜN
GÜLE BAKTIKÇA
ÇIRPINIR YÜREĞİ BÜLBÜLÜN
BU YILDIZLI GÖKLER
NE ZAMAN BAŞLADI DÖNMEYE?
KİMSE BİLMEZ....KİMSE BİLMEZ…/ Ö.HAYYAM

eline,diline,yüreğine sağlık, güzel bir ziyafet çektin ruhuma sağol..kendinede haksızlık etme bence..çok başarılısın çalma konusundada...

ena dedi ki...

Oooov Karacaoğlan mı? Bilemedim ben ne yapsam, gururlansam mı:)) Yok yahu ben öyle karalamıştım o sözleri. Sonra da yine bir gün bir türküyü çıkartamayınca, bu hali almıştı o sözler:))

Seher yeli deyince de benim aklıma seher yeli nazlı yare bildir beni bildir beni türküsü geldi:)

Adsız dedi ki...

sen mi karalamıştın?? bence sen yazarlığı bırak türkü sözü yazmaya başla derim ...ne kadar güzel sözler Ena ...ama benim gönlüm senin o güzel yazılarını bir kitapta toplayıp bizlerle buluşturman; ilk nasipleneninde kendim olmasını diliyorum :)

evet ya seher yeli ne güzeldir türküsü birde erkan oğurdan dinlenirse deyme keyfime :))

Adsız dedi ki...

benim çenem açıldımı sus susturabilirsen Ena :) İsmail abi den kaynaklanıyor ama benim suçum yok ki:)...
iyi akşamlar..gecen çok güzel olsun... kolay gelsin,güzel sözlü,güzel dilli,güzel sesli ena :)

Adsız dedi ki...

Ena buna bayıldım :)))

http://www.youtube.com/watch?v=OHeMKDPvK5k&feature=related

hımı hımı hım da hım hım yar
vıy vıy vıy vıy vıy vıy yar! :)))

ena dedi ki...

:))) ben yine de kaplumbağadan evrimleştim, o görüntülere itibar etmeyiniz:)

Mert Birgören dedi ki...

Yokluk hakikatten ağırmış. Duygulara tercüman olduğun için teşekkürler. Yeni yaşında kapını daha çok çalsınlar.

Adsız dedi ki...

gecen yil bayramda facedeki dostlara su mesaji atmistim: "simdi yanimda olsalar diye düsündüm de... demli caylar... inanin ögrendim; baharati, eksisi, salcasi yerinde mercimekli köfteler... annemi kandirirsam börekler de hazir... olmazsa olmaz tursu ve yesillikleri de koyalim masaya... eee hazirim iste ben...

hadi gelin... cocukluklarinizi ve anilarinizi da alin yaniniza... zili ilk kim calacak acaba... ilk hangi tebessümü kucaklayip, hangi hasreti bitiricem... hadi ama gelin iste, kolonya savasi yapalim... seker ve cikolata komasina sokalim anilarimizi... 3-5 kelimelik bayram mesaji yetmez, yetemez onca aniya...

fona demir demirkandan resim sarkisini da koydum, eee gelin de fotoshooting yapalim beraberce, nihat odabasi kadar degilse de söz güzel pozlar olacak hepsi... ani olacak onlar da... hadi gelin, cok özledim hepinizi, cooooooooooooook.."

Cok güzel yaziymis paylastigin icin tesekkürler diye bile bi cevap aldim, yani gelen giden olmadi haci:(

bi de beni cok kötü aglattin oldu mu simdi, hem icme o sigarayi, yarin bir gün mejnunvari biri gelir, "sende de bana ait bi ciger var, onu ne edelim" der, hos olmaz yanisi:))))

not: ahmet mümtaz taylan candir, bugün aglamama araci olmus oldu:)

ena dedi ki...

@mert birgören Ben teşekkür edeirm güzel temennin için. Umarım bolca çay bardağı yıkamak zorunda kalırım, başka başka yüreklere değmiş:)

@adsız (ne tuhaf bu ya, anonim mi desemm?) Ağlamak güzeldir aslında. Ağlamak insanın zehrini atar. Ağlamak, ruhun ciğerlerini temizler... Mecnunvari biri gelip de ciğerimi sorarsa, kurabiye püskürtmek zorunda kalmam umarım:))
Bu arada dizifilm'de yazıyor musun?:)

Bir de benim diğer adsız yorumcuma buradan seslenmek istiyorum, son yazdığına cevap yazacaktım da hangi kayda yorum yaptığını bulamıyorum:))

Adsız dedi ki...

evet aglamak güzeldir, yasadigimi farkediyorum en azindan, sol yanimdakinin tepinmelerini hissedebiliyorum...

dizifilmi okuyorum daha cok, nadir de olsa yaziyorum, sen yaziyor musun bakiim?:)

bi de un kurabiyesi sakat haci, bi sekil tedbirini alacaksin:)

kaleidoscope9

ena dedi ki...

Çaysız çıkamak lazım:) Un kurabiyesi mühim, çay daha mühim:))

Ben de çoook sık olmamakla beraber yazıyorum, yine aynen "ena" olaraktan.:)

Luna dedi ki...

adsiz kiskancliklar yasadim birazcik.

seni her okuyan kendi kesfi saniyor gibi.

bir onceki cumleye en cok kendini dahil eden,luna.

ena dedi ki...

Mektup beklediğim tek kişi sensin Luna:))

Kıskanmak dedin de, Sedef ne güzel kıskanıyordu be!:)

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...