26 Ocak 2012 Perşembe

Sokaklardan Toplanan Sözcüklerdir

Bazı sokaklarda yalnızca karşılaşma umudu yürütür insanı. Kulağında çalan şarkının önemi kalmamıştır mesela. Yüreğinin sesi bastırır tüm sesleri... Bazı sokaklarda yalnızca yüreğiyle yürür insan...

Karşılaşma umuduyla yürünen sokaklar şimdiki zamanda yaşamaz asla. Ya geçmişten anılar dizilmiştir iki yandaki apartman merdivenlerine çekirdek çitleyerek, yahut belirsiz bir zamana taşınır insanın yüreğinde hayallere bulanıp.

Yüreğin kendine has bir zamanı vardır çünkü. Tik tak diye atmaz orada saatler. Her hareketiyle insanın tenine batan o akrep ve yelkovana inat, sanki bir denizin yüzeyinde öylece süzülür yüreklerde zaman. Karşılaşma umuduyla girilen sokaklarda insanlar yürümez, süzülür yalnızca.

Bir köşeden çıkıp gelirsin diye köşelere yaklaştıkça yavaşladığım doğrudur. Yüreğimin zamanını şimdiki zamana uydurmak için oyalandığım da...

Çoğu zaman girmeye korktuğum sokaklardır seninle karşılaşabileceğim sokaklar. Seninle karşılaşma umudu, hemen bitmesin diye gıdım gıdım yenen bir tatlı gibi çünkü.

Nedense hep soğuk havalarda esiyor çıkıp hayalinin peşine düşmek. Belki bir üşümeyi paylaşmak kutsal bir şeydir. Belki de uyuşsun diyedir seni özlemelerim. Ne önemi var ki? Üşümek hiçbir şeyi çözmese de hep iyi gelir.

Ellerim donmasın diye yazıyorum. Yazmak, sana yüreğimi göstermek için bildiğim tek yol. Üstelik kötü çaylar içerken daha rahat yazıyorum. Sanki ben yazdıkça gelen çaylar güzelleşecek. Halbuki daha kaç çay söyleyebilirim ki?

Biraz da etraftakilerle göz göze gelmemek için gömülüyorum sayfalara. Hani halının desenlerini incelemek gibi bir şey bu yazı. Nasılsa bir gün seninle karşılaşacaksam hiç beklemediğim bir anda, başımı kaldırır kaldırmaz göreceğim seni.

Sigarayı tutan el soğuk, çayı tutan el sıcaktır hep. Kalemle sigara beraber, çay tek... Hem yürürken çalan şarkılar da avans almış diğerlerinden. Hep bir-sıfır önde başlarlar maça.

İnsanın ancak üşürken idrak edebildiği şeyler vardır...

İyice karardıysa hava, vaktidir cebime attığım kitabı çekip okuyamamanın...

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Seviyorum kışı...soğuğu..ayazı..üşümeyi...herşey daha bir gerçek olmaz mı bakan gözlerde..dünya daha saf daha temiz gelmez mi?,doğadaki herşey üşüyerek arınmaz mı kirlerinden;sıcacık bir dostun omzu daha bir değerli olmaz mı bu zamanlarda;kimsesizleri ,evsizleri anlamak kolaylaşmaz mı ? ölümü bile en iyi anladığımız zamanlar değil midir?( üşür ölüm bile/Ü.Tamer),yaradan'a en yakın hissettiğimiz,kendimizi sorguladığımız zamanlara denk gelmez mi üşümemiz? bir bağışlamaya bir merhamete bir çığlığa bir sevince bir hesaplaşmaya bir hüzne dönüşmezmi ruhumuzun sessizliğinde....bende güzeldir üşümek ,görmektir,hissetmektir,duymaktır en önemlisi sevmektir üşümek...
''Ne olur sabaha karşı rıhtımda seslendiğini duysam pia'nın sırtında yoksul bir yağmurluk çocuk gözleri büyük büyük üşümüş ürpermiş soluk ellerini tutabilsem pia'nın ölsem eksiksiz ölürdüm'' /A.ilhan

kalemine ,yüreğine sağlık..yazınla yine çok üşüdüm güzel Ena

Adsız dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=qkNDo-GYe-k&feature=related


''Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız'' / T.uyar

melike dedi ki...

''Biraz da etraftakilerle göz göze gelmemek için gömülüyorum sayfalara. Hani halının desenlerini incelemek gibi bir şey bu yazı. Nasılsa bir gün seninle karşılaşacaksam hiç beklemediğim bir anda, başımı kaldırır kaldırmaz göreceğim seni.''

Bu yazıyı nasıl okumamışım ki bugüne kadar. Lütfen kalemine söyle,yumruğunu çeksin boğazımdan.

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...