Anne Eli Değmiş Dizi

Leyla ile Mecnun'u, Kireçburnu'nda yaşayan o mahallelileri en çok "güzel" sevdikleri için seviyorum galiba. Ne sağlıklı, ne tatlı, ne güzel sevmeleri... Ne gereksiz ve delicesine bir bağlılık ne umursamaz bir tavır ne de "kan emici" bir nefret... Ne güzel, ne dengeli seviyorlar birbirlerini... Herkes "çok" severken, herkes sevgisinin büyüklüğünü ispata uğraşırken sevgiden fersah fersah uzak eylemlerle, onlar ne kadar da derin, ne kadar da sakin, ne kadar da "güzel" seviyorlar...

Ve sen ne güzel bir âşıksın be "hırsız" Yavuz... Sen ne güzel bir âşıksın... Her kapıyı açarsın ya, istersin ki içeriden açılsın gönüllerin kapısı... Çünkü en iyi sen biliyorsun, bazı kapılar içeriden açılmalı... Her şeyi çalabilirsin gerek görürsen de ancak emanet alırsın yürekleri... Çalıntı kalplerden kim, ne hayır gördü ki? Ah be Yavuz Abi, sen ne güzel seviyorsun... Herkes sevgisinin "çok"luğuyla övünürken, ısırarak bulaştırsan ya sen de güzel sevmeyi...

Leyla ile Mecnun, bir anne şefkatiyle, bazen döverek belki, bazen canımızı yakarak, bazen içimizi burkarak güzel sevmeyi öğretiyor sanki bize..."Anne eli değmiş" dizi diye bir şey varsa, Leyla ile Mecnun'dur işte... "İçine sevgimi kattım" denecek bir dizi varsa, o da Leyla ile Mecnun'dur işte...

Daha sonra üzerine daha detaylı bir şeyler yazmayı çok istiyorum ama onca "pis"liğine rağmen gönlümüzde çok özelse Erdal Bakkal, karısını bunca güzel sevdiğinden değil de ne? Hani toplumun gözündeki en berbat mesleklerden birine sahipken Yavuz, bunca gülümsüyorsa yüreğimiz onu gördüğümüzde, arkadaşları için dayak yiyecek, sevdiği kadın için buharlaşacak kadar güzel sevdiğinden değil mi? Hele ki İsmail Abi için lüzum yok dil dökmeye, herkes biliyor dünyayı o güzel yüreğinden taşan güzel sevgiyle güzelleştirdiğini...

Bir defasında, ilkokula giderken, anneme küfretti diye dövmüştüm bir çocuğu. Fena benzetmiştim. Üstüne oturduğu apartmanın camlarını indirmiştim aşağı. Annem cam kesiklerinden akan kanı temizledikten sonra bir güzel dövdü beni. "Ama küfretti sana anne. Ben seni çok seviyorum, küfredemez o anneme," demiştim de, "Kimseyi dövmeden sev beni," demişti annem. İşte öyle diyen bir dizi... Anne eli değmiş gibi...

Ne güzel seviyorum sizi bilseniz...

Yorumlar

Feli Jo dedi ki…
Daha güzel anlatilamazmiş dizinin güzelliği, temizliği :)
Feli Jo dedi ki…
Bir de Yavuz öyle seviyor ki, insan Yavuz tarafindan sevilmek istiyor.
fattosh dedi ki…
merhaba bu yaziyi ahmet mumtaz taylan twitter da paylasmis o vesile okudum bende cok haklisiniz yazdiklariniza katiliyorum ve sizi takibe aliyorum ;)
doredo07 dedi ki…
ne güzel yazmıssın ya. senden de bu yazıyı okumamda emeğii gecen Ahmet mümtaz taylan'dan da allah razı olsun
Luna dedi ki…
bir gun, dizi oyunculari, yapimcilari tarafindan kesfedilecegini biliyordu enaryo! hatta, ilk okudugum yazini blogunun linkiyle, facebooktan Serkan Keskin'in hesabina mesaj atmistim. Cevap verseydi, bir seyler deseydi hos olacakti. Sana da surprizim olacakti bu. Ama simdi bakiyorum da, kimsenin gostermesine gerek kalmadan, onlar bulmuslar seni be Enaryo...

Bu insanlarin yurekleri guzel ya, gorebiliyorlar da gercek degerleri... Bununla alakali olsa gerek. :)

Ah be Enaryo, kalemine - yuregine saglik!
Sana bunlari yazdiran, o guzel diziye saglik...

Sevgi ile,
Luna.
ena dedi ki…
Çok teşekkür ederim efenim:)

Luna, çok sevindim ama ben sürpriz girişimine:) Ama kimsenin göstermesine gerek kalmadan değil de ben twitter'dan postaladıydım Ahmet Abi'ye. Fakat, ekip sahiden çok ama çok şahane:)Yürekleri gerçekten çok şahane... Çok ama... Seviyorum işte:)

sevgi bizden efenim:)
Luna dedi ki…
:)

Çok güzelsin Ena. Hep güzel kalacak olanlardan. ^^

Luna.