7 Aralık 2012 Cuma

Okurken Oraya Buraya Yazdıklarım - 4



# 'Önce kelime vardı,' diye başlıyor Yohanna'ya göre İncil. kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık...Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve .kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu. sf. 151

# Tarih bir tahriften ibarettir. Tarih, geçmişten geleceğe uzanan ve bugün gördüğümüz bir rüyadır. Bütün rüyalar gibi tarih de yorumlanabilir; ama görülürken değil. sf. 231

# İnsanlar, yalnız kitaplarda şaşırırlar. Romancılar şaşırtır onları. Ölü denizdeki su zerrecikleri gibi birbirlerine tutunurlar: dalgalanırlar, bir yere gitmezler aslında. Aslında, kimse, kafasındaki hayallerle kimseyi bir yere götüremez. sf. 297

# Bir kahraman bekliyorlardı yüzyıllardır. Kendileri gibi olmayan, gene de onları anlayan bir masal kahramanı. sf. 320

# Öyle içten yaşadınız ki. Bu kısa süren aydınlıktan yararlanamayacaklar ne yazık ki. Acıtmayan karanlıklarına dönecekler. Onların, hissedemedikleri acılarını da siz içinizde taşıyacaksınız. Güzel bir rüyadan uyanmanın tatlı şaşkınlığını yaşayacaklar bir süre. Sonra unutacaklar. Unuttukları için de unutulacaklardır. Kendi güzelliklerini de - eğer bir güzellikleri varsa - unutacaklardır. sf. 349-350

# Birisini sıkıntıda görünce çocuk gibi ortadan kaybolmak istiyorum. Korkaklıktan değil; kendimi onun yerine koymaktan. İnsanların karşısında bazen de o eski aptalca utangaçlığım yüzünden dikilip kalıyorum. Gitmek gerektiği halde bir türlü uzaklaşamıyorum. Her zaman gerekenin tersini yapıyorum, çocuklar gibi. sf 369

# İlk çekingenlikler ne tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır. Birlikte yapılan her yeni hareket de, istenmediği halde bu büyüyü geri getirir: insana yeni bir fırsat verir. sf. 391

# Bir anlam aramamalı. Anlam kadar insanın hayatını zehir eden bir kavram yoktur. sf. 403

# İnsan akıllı bir görünüşle en saçma sözleri bırakabilir çevresindeki insanların yarattığı boşluğa. sf. 403

# İnsanlara inanmadan onlarla birlikte olmanın mümkün olmadığını sanıyordu. İnsanlara inanmadığı zaman onlardan kaçıyordu. Söylenenlere inanmadığı zaman, inanır gibi görünmenin insanlara ihanet etmek olduğunu düşünüyordu ve bu ihanetinin anlaşılmaması için ortalıkta görünmemeyi tercih ediyordu. sf.433

# Yaşamaktan utanıyordu herhalde. Hayata karşı ayıp oluyordu.  sf. 447

# Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz. İnsana benzetirsek onlara acımaktan korkuyoruz. İşin içine bir kez acıma girerse ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz.  sf.453

# Bu acılar yüreğimi paslandırmış oysa. Sevmek zor geliyor. Alışmamızım, yoruluyorum. Her an sevdiğimi düşünemiyorum. Bazen atlıyorum. Boşluklar oluyor. Bunları boş sözlerle doldurmaya çalışıyorum. Oysa ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak, bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum. Her mevsimde, her gittiğimiz yerde, insanlarla ve insanlarsız, aşkın değişen yansımalarını görmek istiyorum. Bütün bunlar beni yoruyor. Sen orada duruyorsun ve beni seyrediyorsun sadece. Senin için sevmek su içmek gibi rahat bir eylem. Ben her an uyanık olmalıyım. sf.453

# Neymiş efendim? Hiçbir işin sonunu getirmemişim. Siz başlamayı bile göze almadınız. sf. 454

# Her şeyin birdenbire bir anlam kazanmasının büyüsünü sezmeliyim. sf. 466

# Bütün bu insanları onların kendilerine verdikleri önmden daha ötede görerek onların bütün yaptıklarını ciddiye alırdı. Sonunda aynı insanların beklemediği davranışlarını görünce üzüntüden nereye saldıracağını bilemez, neden bunu yaptınız, neden bu sözü söylediniz, neden, neden diye çırpınır dururdu. Oyunun kurallarını bilmiyorsun denirdi ona. Oyunun kurallarını bilmiyorsun. Herkes birbirine hoş görüyle bakacak, herkes yaptığı beğenilsin diye başkasının yaptığını beğenecek. sf. 484

# Düşünmek, hayatı ne karmaşık bir biçime sokuyor. sf.553

# Kelimeleri herkes biliyor. Bilmedikleri de bildiklerinin yardımıyla öğretilebilir onlara. Yalnız, bu masum kelimeler bir araya gelince, içinden çıkılmaz ağlar örüyorlar. Üstleik, kelimeler karşısındaki yalnızlıklarına üzülmüyor insanlar. Bu kusurlarını önemsemiyorlar benim gibi; yalancı çarelerle avunuyorlar; onu bunu çekiştirip teselli aramıyorlar. sf. 579

# İnsanlar, artık aydınlara verdikleri umumi vekaletnameyi geri alsınlar istiyorum. sf. 584

# Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım. sf. 598

# Başka türlü bir itinayla tutmalıydılar beni. Daha fazla değil, farklı. Normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. Olmayınca da, anormal dediler. sf. 612

# İnsanlara ancan benim yanımda oldukları zaman güveniyordum. Benden ayrılınca beni yargılamaya başlayacaklarını ve tekrar bana döndüklerinde, artık eski sevgilerinin tükenmiş olacağını düşünerek korkuyordum. sf 643

# Ya beni anlarlarsa sonunda? Daha kötü, daha kötü. sf 657

# Neden bu sözü söylediniz? Neden mi? Öyle istedi canım. Olmaz. Bir sebep bulmalısınız. Mantık denen bir zehir aşılamışlar. Nedenini bulmak sorumluluğu duyuyorsunuz. Canın cehenneme diyemiyorsunuz. Hürriyet, gerçek hürriyet kalkıyor ortadan. sf 662

# Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar: kapının ortasındaki küçük pencereden bakıp da kim o demeseler. Sonra hemen içeri alsalar beni. Ben anlatmak istesem bile, hemen sustursalar: biz her şeyi biliyoruz. Her şeyi biliyor musunuz gerçekten? Evet. Neden sormuyorsunuz ayrıntıları? İstediğin zaman anlatırsın. Sana dinlenme fırsatı verdiğimizi de sanma. Hiç anlatmasan da olur. sf 667

# Ne diyorlarsa, yalnız onu demek isteyenler için geliştirilmiş düşünce ve ifade kuralları ne zaman bulunacak? sf 668

# İnsanlar arasında alışılmış yollar dışında bir anlaşma aracı bulunamaz mıydı? Bulunamazdı. O zaman, daima kaybedeceklerdi. sf 691

# Başkalarına da en az kendime gösterdiğim saygıyı duymak... Bunun için mi suçluyorsunuz beni? sf. 691


Tutunamayanlar, Oğuz Atay

2 yorum:

N.Narda dedi ki...

151,231,297 (ama başka bir yer daha var:)),320,350,369,403,432-433,447,545,553,579da bir üstteki paragraftan itibaren,584,662,667 sayfalardaki alıntılar bende de tutuyor :)

ena dedi ki...

:)) Aslında daha çoook yer var da ahhh işte üşengeçliğim. Bunlar üşengeçliğimi unutturacak kadar heyecanlandıranlar beni. Aslına bakılırsa "açıklamalar" kısmının tamamını not almak mümkün olsaydı, yapardım:)

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...