29 Ocak 2013 Salı

İyiliği Sıradanlaştırmak yahut Leyla ile Mecnun

Leyla ile Mecnun'a isterse otuz sekiz Leyla daha girip çıksın... Ne bileyim, diline alıştığım için eskisi kadar güldürmesin isterse. Ama bırakmam abi ben bu diziyi. Niye biliyo musun? Çünkü bu bölümün sonunda Mecnun geri döndü Hidayet'i almaya. Hem de bir lütuf gibi değil. "Bak sen bize neler yaptın ama biz adamı bırakmayız yarı yolda" raconu keserek değil. Dünyanın en doğal şeyiymiş gibi geri geldi. "Nabıyon sen burda oğlum?" diyerek geldi.

Ben Leyla ile Mecnun'u hep severim abi. Neden biliyon mu? Çünkü altın lafını duydu mu gözü hiçbir şeyi görmeyen, Kral Arthur dönemine bile giden o paragöz Erdal Bakkal, bakkalındaki dönerle mahallenin kedilerini besliyor. Hem de bir lütuf gibi değil. "Bak ne kadar da iyilik sever bir insanım," diye başa kaka kaka değil. Dünyanın en doğal şeyiymiş gibi besliyor (ki öyle). "Tavuk dönerin tek müşterisi kediler, onlar da para vermiyor. Kaldıralım bu döner tezgahını" diyen çırağına, "Ölsünler mi açlıktan, Allah Allah!" diyor, o dünyanın en paragöz adamı...

Leyla ile Mecnun'u bırakmam, çünkü iyiliği sıradanlaştırıyor. Olması gerektiği gibi.... Kutsamıyor, öyle ne bileyim asalettir şudur budur gibi şeylere sos olarak kullanmıyor. Güzel seviyor, güzel bekliyor, güzel acı çekiyor... Güzelliği alıp hapsedildiği yerden, ekmeğin bütün dilimlerine bir bir sürüyor. Ekmeğimize reçel sürenimiz oluyor işte...

1 yorum:

Psizell dedi ki...

"İyiliği sıradanlaştırmak" ne güzel bi ifadedir öyle ve ne kadar yakışmış Leyla ile Mecnun'a

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...