11 Şubat 2015 Çarşamba

Ayak İzleri

Çok çalışırdı ama çocuklarının
"beyzbol maçlarını" hiç kaçırmazdı.
Henüz okumayı yazmayı bilmiyorken, biraz biraz da kendimi bilmeye başlamışken hani, çevremin biraz daha farkına varmışken, âdeta bir kıskançlıkla onun kitap okuyuşunu, masasına oturup notlar alışını, yazılar yazışını izlerdim. O okudukları, yazdıkları kadar benimle de ilgilensin mi isterdim yoksa bir an önce büyüyüp onun yaptıklarını yapmayı mı, hâlâ bilmiyorum.
Bütün çocukluğum onun peşinde geçti. Bir elinde o küçük, deri çantası olurdu hep, diğer elinde ben. Daireden istifa etti, öğretmenliğe döndü, yine bırakmadım peşini. Kendi derslerim bitti mi mutlaka bir bahane bulur, onun okulunda alırdım soluğu. Onunla beraber derse girer, arka sıralardan birine otururdum. Küçükken şimdiki gibi biri de değildim. Öyle atılgan, özgüvenli bir tiptim. Derslerde küçük hikâyeler, anılar anlatmayı severdi. Aile ortamlarında, eş dost gezmelerinde de sık sık anılarından bahsederdi. O güne dek onlarca kez dinlediğim -sonradan pek çok kez daha dinleyeceğim lakin her seferinde kulak kesileceğim- şeyler anlatırdı işte. Ara sıra duruma uygun olarak bir yerini değiştirirse, ya da farklı ifadeler kullanırsa, oturduğum sıradan atlar, "Hayır! Öyle değil bi' kere!" derdim. Büyük bir iş başarmışım gibi daha önce anlattığı versiyonu tekrarlardım sonra. Hiç kızmazdı. Gülerdi. O hep gülerdi zaten.
Bir dönem sanat ve eğitimle ilgili çalışmaları yaygınlaştırmak için bir vakıf kurmuşlardı. Orada sohbetler yapar, gençlere çeşitli dersler verirlerdi. Daha ziyade erkeklerin hazır bulunduğu toplantılardı bunlar. Ben yine de onun eline yapışır, benimle ilgili olsun olmasın, bütün derslere girer, bütün sohbetlere katılırdım. Bazen, sohbet uzarsa, arkalarda bir yerde, bir sandalyenin üstünde uyuyakalırdım. Kucağında mı götürürdü beni eve, uyandırır mıydı, hatırlamıyorum.
Biraz daha büyüdüğümde, bazı bazı götürmemeye başladı beni. Bazen giderdim onunla, bazen de tüm ısrarlarıma rağmen "Sana göre değil," der, evde bırakırdı beni. Yine de çok ve güzel zaman geçirdim onunla. Sorsanız yetmez derdim elbette. Yeter mi hiç? İnsanoğlu en çok sevdiğine doyumsuz.
İmkan olsa, yine peşine takılırdım. Beni de götürsün diye mızlanırdım götürebileceğini bilseydim. Çünkü insanın böyle... ne bileyim... Ayak izleri olmalı koskoca bir ayak izinin tam ortasında...
Ama o beni nereye götürüp nereye götürmeyeceğini hep iyi bilirdi...

Hiç yorum yok:

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...