26 Mart 2015 Perşembe

Yürürken Sağınızdaki ve Solunuzdaki Kalplere Basmayınız

Özdemir Asaf diyor ya hani, "Yazık, ben hep açık kapıları çaldım (kapadılar)."
Her okuyuşumda bunu, her aklıma gelişinde, her söyleyişimde, her yazışımda içimde miniminnacık belki ama çok keskin bir sızı duyuyorum.
Ne kadar kapı varsa önümde, dışında kalmaktan çok yorgun düştüm.
Şehre saldıran düşman ordusu gibi bir kütükle dangır dangır zorlamadığım bütün kapıların dışında kalmaktan, ayağımı arasına koyup zorlamadığım bütün kapıların dışında kalmaktan çok yoruldum. Zorlamaktan, saldırmaktan, kapıların önünde beklemekten çok yoruldum.
Oğuz Atay'ın kapısından istiyorum ben de...
"Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar: kapının ortasındaki küçük pencereden bakıp da kim o demeseler. Sonra hemen içeri alsalar beni." diyerek anlattığı hani... Hiçbir şey sormadan, hiçbir şey beklemeden...

İnsanların bunca kabalığı beni yaralıyor. Kapıları suratına çarptıkları ben olduğum için de değil üstelik. Kapıları suratlara çarptıkları için.
İnsanlar kabalıklarının farkında değil. İnsanlar kabalıklarının adını bambaşka bir şey koymuşlar.

Sonra, güven mesela... Bir değer değil bence. Kesinlikle bir değer belirleme kıstası değil. Değer vermediği pek çok insana güvenebilir nihayetinde bir insan. Birine güvenmek, daha ziyade "sorumlulukları paylaşma ve kalbin ağırlığını boşaltma" gibi görülüyor aslında. Bu işlemler tamamlandıktan sonra da kışlıkları kaldırır gibi kaldırıyorlar o insanları hayatlarından.
Değer vermek, çok farklı bir şey. Değer vermek kötü günde değil, iyi günde belli oluyor aslında. İnsanlar mutluluklarını, güzel anlarını, güzel anılarını paylaşmaya layık gördüklerini değerli buluyorlar aslında.

Hani yolda yürürken önüne ardına hiç bakmadan ilerleyen, sağında solunda kimse var mı diye düşünmeden küt diye dönüp insanlara çarpmakta, yollarını kesmekte, ne bileyim işte onlara engel olmakta hiçbir sakınca görmeyen insanlar vardır. Yine de azınlıktır bunlar. Çünkü yolda yürürken büyük bir çoğunluk dikkat eder yine de bir şekilde. İşte hayatı böyle yaşayanlar var bir de. Kime çarpmışım, kimi kırmışım, kimi dökmüşüm hiç umursamayanlar. Dillerinden fırlayan taşların hangi kalbi ezdiğini önemsemeyenler. Maganda kurşunu gibi... Asıl hedef olmamak, daha az yakmıyor insanın canını...
Ne olur dikkat etseniz biraz sağınızdaki solunuzdaki kalplere dikkat ederek yaşasanız?
Ölmezsiniz ya? Hem belki öldürmekten kurtulursunuz...

Hiç yorum yok:

enaryo

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...